Alkışlar dindi, stantlar toplandı, protokol dağıldı. Şimdi asıl soruyu sorma zamanı: Giresun ne kazandı? Hangi yatırım başladı, kaç kişiye iş kapısı açıldı?
8–11 Ekim tarihleri arasında İstanbul Yenikapı’da düzenlenen Giresun EXPO 2026; kentin ekonomik potansiyelini, girişimci insanını ve üretim gücünü tanıtmak açısından önemli bir buluşmaydı. Sanayiciler, iş insanları, üreticiler ve sivil toplum kuruluşları bir araya geldi; ticari görüşmeler yapıldı, iş birlikleri gündeme geldi, anlaşmalar imzalandı. Öncelikle hakkını teslim edelim.
Komisyon Başkanı Müjdat Karayılan başta olmak üzere organizasyona emek verenleri, Giresun Vakfı’nı, Giresun Federasyonu’nu ve ŞEBİNSİAD’ı takdir etmek gerekir. Bu organizasyon, ortak hareket edildiğinde nelerin başarılabileceğini gösterdi. Ancak emeğe saygı, sonuçları sorgulamaya engel değildir.
EXPO bitti. Peki, Giresun için ne değişti? Bir fuarın başarısı stantların, konuşmaların ve protokol fotoğraflarının sayısıyla ölçülmez.
Asıl başarı; ticari görüşmelerin siparişe, anlaşmaların yatırıma, yatırımların üretime ve istihdama dönüşmesidir. Şimdi bu dönüşümün izini sürme zamanı. ***** ***** *****
EXPO’da Giresun’un yatırım fırsatları, üretim kapasitesi ve kalkınma hedefleri anlatıldı.
Şimdi bu söylemlerin somut adımlara dönüşmesi gerekiyor. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse başta olmak üzere kentin yöneticileri ve iş dünyası, fuarda kurulan bağlantıların takibini üstlenecek mi? Görüşmeler kayıt altına alındı mı?
İmzalanan anlaşmaların hangi aşamada olduğunu izleyecek bir mekanizma oluşturulacak mı? Bu soruların cevabı, EXPO’nun gerçek bilançosunu ortaya koyacak. Bir yıl sonra hangi yatırımların başladığını, hangi firmaların yeni pazarlara ulaştığını ve kaç kişiye istihdam sağlandığını konuşabilmeliyiz.
Çünkü fotoğraf sipariş, imza ticaret, temenni istihdam değildir. Giresun’un sanayi geçmişi, kalkınmanın yalnızca yatırım başlatmakla sağlanamayacağını gösteriyor. SEKA Aksu Kâğıt Fabrikası bir dönem kentin sanayi ve istihdam hayatında önemli yer tuttu; üretim durdu.
KÖYKOBİR’in yonga levha üretimi de 1990’lı yılların sonunda sona erdi. Fiskobirlik Entegre Fındık İşleme Tesisi, fındığı katma değerli ürüne dönüştürme potansiyelimizin önemli örneklerinden biri oldu. Tirebolu ÇAYKUR Fabrikası ise üretimini sürdürüyor.
Bu tecrübelerden çıkarılacak ders açık: Yatırım yapmak kadar üretimi sürdürülebilir kılmak da önemlidir. Peki, yeni yatırımlar için sanayi alanlarımız, altyapımız ve enerji imkânlarımız hazır mı? Finansmana erişim ve nitelikli iş gücü konusunda hangi adımlar atılıyor?
Yatırımcıya yalnızca çağrı mı yapıyoruz, yoksa önüne uygulanabilir fırsatlar da koyuyor muyuz? Bulancak’tan Tirebolu’ya, Giresun merkezden Şebinkarahisar’a kadar her bölgenin potansiyelini değerlendiren, hedefleri ve sorumluları belirlenmiş bir kalkınma planına ihtiyacımız var. Giresun’un ekonomik geleceği konuşulurken fındık üreticisinin sorunları göz ardı edilemez.
Fındığın markalaşması, işlenmesi, paketlenmesi, yeni ürünlere dönüştürülmesi ve ihracat pazarlarının genişletilmesi gerekiyor. EXPO’da bu konuların gündeme gelmesi elbette değerli. Ancak asıl soru şu: Fındığın ekonomik değeri artarken üreticinin kazancı da artıyor mu?
Küçük üreticinin pazarlık gücü nasıl yükseltilecek? Artan maliyetler karşısında üreticinin gelirini korumak için ne yapılacak? Katma değerli üretimden elde edilen kazanç, bahçede emek veren üreticiye ne ölçüde yansıyacak?
Fındığın gerçek sahibi yalnızca onu işleyen ve pazarlayanlar değil, yıl boyunca emek veren üreticidir. Fındığın geliri şirkete, maliyeti üreticiye bırakılamaz! İMZALARIN TİCARETE DÖNÜŞMESİ GEREKİYOR
EXPO kapsamında Fiskobirlik ile Libya merkezli Al Alemiyya arasında gündeme gelen iş birliği ve Syvera Fındık İşleme ve Lezzet Atölyesi ile Bilir Basım arasındaki anlaşma, ticari açıdan önemli fırsatlar sunabilir.
***** ***** ******
Giresun’un ekonomik imkânları sanayi ve fındıkla sınırlı değil. İş insanı Murat Bolat’ın küçükbaş hayvancılığa ilişkin önerileri bu açıdan değerlendirilmeli. Şebinkarahisar ve Çamoluk başta olmak üzere iç kesimlerdeki hayvancılık potansiyeli; üretici örgütlenmesi, işleme ve paketleme tesisleri, markalaşma ve pazarlamayla desteklenebilir.
Yaylalarımız, doğal güzelliklerimiz ve tarımsal zenginliğimiz de yerel ekonomiye daha fazla katkı sağlayabilir. Bunun için turizm gelirinin esnafa ve üreticiye nasıl yansıdığı, yerel ürünlerin satışının nasıl artırılacağı ve hayvancılık yapanların ürünlerini hangi koşullarda pazarlayabileceği planlanmalı. İlk değerlendirme raporu şimdiden hazırlanmalı; üç, altı ve on iki aylık gelişmeler düzenli olarak duyurulmalı.
Hedefler, sorumlular ve takvim açık olmalı. Sonuç alınamayan alanlarda nedenler de ortaya konulmalı. Bu yaklaşım suçlama değil, hesap verebilirlik ve kurumsal sorumluluk gereğidir.
Giresun EXPO 2026, kentin ekonomik potansiyelini bir araya getirme yolunda değerli bir adımdı. Emeği geçenlerin katkısı unutulmamalı. Ancak organizasyonun gerçek başarısı, fuar sona erdikten sonra ortaya çıkacak.
Şimdi bize yalnızca fuarın nasıl geçtiğini anlatmayın. Ne değiştiğini anlatın! Kaç yeni sipariş alındı?
Hangi yatırım hayata geçti? İhracata ne katkı sağlandı? Kaç kişiye iş imkânı sunuldu?
Üreticinin kazancını artıracak hangi adımlar atıldı? Cevaplar varsa açıklansın; henüz sonuç alınmadıysa hedefler ve yol haritası ortaya konulsun. Giresun’un ihtiyacı bir sonraki fuarda daha büyük salonlar, daha fazla protokol üyesi ve daha çok fotoğraf değil; üretim yapan, ihracatını büyüten, yatırım çeken, gençlerine iş sağlayan ve üreticisinin hakkını koruyan bir ekonomik yapıdır.
Giresun sahneye çıktı. Şimdi sahneden inip iş yapma zamanı! Bir yıl sonra aynı vaatleri değil, hayata geçen yatırımları, başlayan üretimi, büyüyen ihracatı ve açılan iş kapılarını konuşmak istiyoruz.
Giresun EXPO 2026, güzel bir hatıra olarak mı kalacak, yoksa kentin ekonomik geleceğini değiştiren somut bir başlangıca mı dönüşecek? Bunun cevabını kürsüler değil, sonuçlar verecek. Çünkü bu memleketin insanı alkıştan önce iş, müjdeden önce icraat, vaatlerden önce sonuç bekliyor.
Alkışlar bitti. Şimdi sıra hesap vermekte!
