1. Haberler
  2. Genel
  3. İSRAİL: ORTADOĞU'NUN BAĞRINA SOKULAN HANÇER

İSRAİL: ORTADOĞU'NUN BAĞRINA SOKULAN HANÇER

İSRAİL: ORTADOĞU'NUN BAĞRINA SOKULAN HANÇER
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

İSRAİL: ORTADOĞU'NUN BAĞRINA SOKULAN HANÇER
İSRAİL: ORTADOĞU'NUN BAĞRINA SOKULAN HANÇER
veya linki kopyala

1948 yılında Siyonist İsrail’i, İslâm Dünyası’nın bağrına bir hançer gibi soktular. Peki, bu nasıl oldu? Başkan Roosevelt 12 Nisan 1945 tarihinde ölünce, Başkan Yardımcısı Hary Solomon Truman ABD Başkanı olmuştu.

ABD’de yeniden Başkan seçimleri yapılacaktı ve Truman ne pahasına olursa olsun yeniden seçilmek istiyordu. Bunun için de ABD’deki güçlü Siyonist Lobi’nin desteğini alacak bir şeyler yapmak gerektiğini iyi biliyordu. 1918 yılında İngiliz Mandası olan Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulması Truman’ın Başkan seçilmesini sağlayabilirdi.

Askerler, bunun kendilerine Müslüman Dünyası’nda büyük prestij kaybına sebep olacağı itirazında bulunsalar da Truman kimseyi dinlemedi ve bu kararını Birleşmiş Milletlere taşıdı. 14 Mayıs 1948’de B.M’de yapılan oylamada İsrail Devleti kuruldu. BM kararına göre, Filistin topraklarının %55’i Yahudilere, %45’i Filistinlilere bırakılıyor ve Kudüs ayrı bir bölge olarak tanınıyordu.

Filistinliler topraklarında tek taraflı bir Yahudi devleti kurulmasına ve yerlerinden edilmelerine Nakba hareketi ile karşı çıktılar. Mısır, Suriye, Ürdün, Irak ve Lübnan gibi dönemin bağımsız Arap devletleri ile Arap Ligi, İsrail'in kuruluşuna ve bağımsızlık ilânı sonrasında askerî müdahalede bulunarak karşı çıkmıştır. Ne var ki, Irgun gibi terör örgütleri eliyle yıllardır silahlanan Yahudiler ordularını kısa zamanda kurmuşlar ve 1948-1949 savaşında Müslüman Devletleri yenmişlerdir.

Türkiye, 28 Mart 1949 tarihinde İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olmuştur. Ne yazık ki Türkiye, bin küsur yıl yönettiğimiz bu topraklara karşı tamamen ilgisiz kalmıştır. II.

Dünya Harbi sonunda kurulan Arap devletlerinin hiçbir devlet tecrübeleri yoktu. Onları bin küsur yıl Türk Devletleri adaletle yönetmişti. Kendilerine yardımcı olması gereken devlet de Türkiye idi.

Ne yazık ki Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye’yi Amerikan Peyki yapan İnönü’nün böyle bir derdi yoktu! Bir de yaşadığımız aydın ihaneti var! ‘Araplar bizi 1.

Dünya Harbi’nde arkadan vurdu’ yalanını sürdürerek, toplumda Arap düşmanlığının yaygınlaşmasına hizmet ettiler! İsrail Devleti’nin kurulmasının asıl müsebbibi Enver Paşa’dır! ‘Enver Paşa ile İsrail Devleti’nin ne ilgisi var?’ diyebilirsiniz fakat var!

Açıklayalım: Biz I. Dünya Harbi’ne girmeseydik Osmanlı Devleti o şekilde parçalanmayacak ve imparatorluk bir şekilde devam edecekti. Harbe girmek zorunda olduğumuzu savunanların amacının Jön Türkleri ve tabiî ki Enver Paşa’yı aklamak olduğu iyi bilinmelidir.

Harp 3 Ağustos 1914’te başlamıştı. Türkiye tarafsızdı. Fakat Almanya’ya çok yakındı.

Enver Paşa Almanya’nın kazanacağına inandığı için harbe girmeye çok istekli idi. Ağustos ayı ortalarında İngiltere Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükelçiliğine gönderdiği bir talimatta, açıkça, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu harbe katılmasına karşı olduklarını, gerekirse kapitülâsyonları kaldıracaklarını, harp bitene kadar Osmanlı’nın sınırlarını garanti ettiklerini bildirmişlerdi. Yine Celâl Bayar’ın “Ben de Yazdım” isimli hâtıralarında belirttiğine göre, İsmailiye Mezhebi’nin başı olan, İttihatçılara çok yakın olduğunu bildikleri Ağa Han’a, Hindistan Genel Valisi, Osmanlı’nın bu harbin dışında kalmasını arzu ettiklerini bildirmişti.

Ağa Han’ın hâtıralarında yazdığına göre, bir yemekte İngiltere Kralı da aynı şeyi ihsas etmiş! İngiltere, Osmanlı’nın bu harbin dışında kalmasını istiyordu çünkü, Halife’nin gücünden çekiniyor ve Müslümanların ayaklanacağından korkuyordu! Fakat İttihatçılara ve özellikle onların en güçlü ismi Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ya bunları anlatmak mümkün değildi.

ATATÜRK HARBE GİRİLMESİNE KARŞIYDI:
Atatürk, Genelkurmay Başkanlığındaki üst düzey bir komutana, Alman Askerî Heyeti konusunu açtığında aldığı cevap şudur: “Kemal, Kemal! Bizi rahat bırak. Sonra vicdanen mesul olursun.

Biz öyle şeyler yapacağız ki neticesinden sen de memnun olacaksın. Dünya da hayretler içinde kalacaktır.” Atatürk, ona şu cevabı verir: “Evet, çok şeyler yapacaksınız. Fakat yapacağınız şeyler, korkarım ki memleketi çıkılmaz bir girdaba sokmaktan başka bir şeye yaramayacaktır.

Eğer ben ve benim gibi düşünenler o gün hayatta bulunursak, sizin bugünkü sözlerinizi takdirle yad etmeyeceğiz. Temenni ederim ki bizi çıkılmaz güçlükler içinde terk etmeyesiniz” (“Atatürk’ün Bana Anlattıkları”, s. 11).

Nitekim, bizi Dünya Harbi’ne sürükleyen İttihatçı kadro, bir Alman savaş gemisi ile ülkeyi terk etmek zorunda kalacak ve ülke işgal edilecektir! Atatürk, Nutkun ilk satırlarında, “Millet ve memleketi Harb-i Umûmî’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişlerdir” diyerek, Osmanlı Devleti’ni harbe sokan İttihatçıları suçlamaktadır. Buna rağmen, Atatürk’ün İttihatçılara karşı bir söz söylemediği hattâ, harbe katılmaktan yana olduğu iddia edilebilmektedir!

Bu, akıl tutulması değil de nedir? Tarihimiz, aydınların kafalarına göre nasıl bu kadar eğilip bükülebiliyor? Bu anlattıklarımın hepsi belgelidir.

Biz 1. Dünya Harbi’ne girmek zorunda değildik. Bu harbe Enver Paşa’nın ihtirasları yüzünden girilmiştir.

Eğer harbe girilmeseydi, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir şekilde devam edeceği muhakkaktı. Harbe girmeseydik, Osmanlı İmparatorluğu yıkılmayacak ve Filistin’de İngiliz Mandası gerçekleşmeyecek ve bu kutsal topraklarda bir Yahudi Devleti kesinlikle kurulamayacaktı.

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
İSRAİL: ORTADOĞU'NUN BAĞRINA SOKULAN HANÇER
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et