Kanada ve İngiltere'de 18 ile 80 yaş arası 1.200'ü aşkın kişinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, iyi bir yaşamın en temel bileşeninin otonomi, yani bireyin kendi kararlarını alma özgürlüğü olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, anlık hazların veya çevremizle kurduğumuz sıcak ilişkilerin ötesinde, insanın kendi hayatı üzerinde kurduğu kontrol duygusunun yaşam doyumunu belirleyen en eşsiz etken olduğunu kanıtladı.
Bugüne kadar esenlik ve mutluluk kavramları genellikle iki ana eksende tartışılıyordu. Bir tarafta acıdan kaçıp anlık zevklere odaklanan hedonik yaklaşım, diğer tarafta ise hasta bir yakına bakmak gibi o an zor ve stresli gelse bile uzun vadede anlam taşıyan eylemleri yücelten erdem odaklı görüş bulunuyordu. Ancak yeni veriler, insanın psikolojik yapısının çok daha farklı bir tatmin arayışında olduğunu gösteriyor.
Araştırma kapsamında incelenen sağlıklı ilişkiler kurma, kendini yeterli hissetme ve özerklik ihtiyaçları arasında, kişiyi o anki olumsuz veya olumlu duygu durumundan tamamen bağımsız olarak hayata bağlayan yegane unsurun özerklik olduğu tespit edildi. Uzmanlara göre insanlar yaşamlarını değerlendirirken sadece 'Şu an nasıl hissediyorum?' diye sormuyor, aynı zamanda bilinçaltında 'Bu yaşadığım hayat gerçekten bana mı ait?' sorusunun cevabını arıyor.
Bu çarpıcı bulgu, insanların anlık zevkleri bir kenara bırakıp dışarıdan mantıksız görünen zorlu kararları neden aldığını da mükemmel bir şekilde açıklıyor. Sırf bağımsızlığımızı kazanmak için çok daha yorucu ve stresli bir işi kabul etmemiz veya mevcut konfor alanımızdan çıkıp hiç bilmediğimiz bir yere taşınmamız, tamamen kendi hayatımızın iplerini elimize alma arzumuzdan biz seçtiğimiz için hayatımızın iyi gittiği hissine doğrudan ve güçlü bir katkı sağlıyor.
Uzmanlar, zevkin ve anlık mutlulukların önemsiz olduğunu iddia etmiyor; ancak yalnızca insanları iyi hissettirmeye odaklanan ve bunu yaparken onların seçim hakkını kısıtlayan her türlü yaklaşımın veya uygulamanın nihayetinde ters tepeceği konusunda ciddi bir uyarıda bulunuyor. Şimdilik sadece Batılı ve İngilizce konuşan toplumlar üzerinde test edilen bu bulgular, farklı kültürlerde yapılacak yeni araştırmalarla daha da derinleşecek.
Varılan son nokta ise oldukça net: Bir hayatı gerçekten tatmin edici kılan şey, başkasının sizin için 'en doğru' olanı altın tepside sunması değil; bedeli ne olursa olsun o seçimi bizzat sizin yapabilmiş olmanızdır.
