Hergün butlan gibi, tevafuk gibi Türkçe olmayan kelimelerin hayatımıza girmesine ironi maksadıyla; daha iyi anlaşılır, insanlarımız bunları daha iyi anlıyor düşüncesiyle yazımızın başlığını böyle seçtik. Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşananlara bakıldığında ehven-i şer bir yol bulunacaktır demek geçiyor insanın içinden. Sonuç her durumda iktidarın ekmeğine yağ sürüyor.
Her durumdan da iktidar kazançlı çıkıyor. Zaten bütün bunlar da iktidar iktidarda kalsın diye yapılıyor. Diyelim ki Kılıçdaroğlu sarayın adamı ve yıllardır saraya çalışıyor.
Butlan kararıyla partinin başına geçmesi saraya yarayacaktır. Saraya çalışmaya devam edecektir. Yine seçimleri iktidar partisi kazanacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin bölünmesiyle de sarayın işi kolaylaşacak, oylar bölünecek, seçmen ne yapacağını şaşıracak ve seçimleri yine iktidar partisi kazanacaktır. Genel başkan olduğu günden bu yana girdiği hiçbir seçimi kazanamayan bir genel başkandan genel başkanlığı sürdürmesi istenebilir mi? Seçim sonuçları ortada.
Israr etmenin kime ne yararı var! Peki, CHP gibi köklü bir partiden ayrılarak yeni bir parti kurmakla seçim kazanılabilir mi? Bugünün heyecanını sandığa taşıyabilecekler mi?
Bugün alkışlayanlar sandığa gittiğinde oy verecekler mi? Geçmişten günümüze ana partilerinden ayrılarak yeni bir parti kuranların başarılı olduklarına pek rastlamadık. Bu bölünmelerin CHP'de yaşandığını yazıp söylüyorlar ama iktidar partisinde de bölünmeler ve yeni parti kurulmaları yaşandı ve başarılı olamadılar.
Türkiye siyasetinde bu böyledir. Parti içi muhalefet, görüş ayrılıkları ve bölünmeler aslında demokratik gelişmeler olarak görülmeli. Genel başkana kayıtsız şartsız bağlılık demokratik bir ortam değildir.
Şimdi CHP iki küçük lokma gibi görünüyor. İktidarın da amacı buydu. İstedikleri gibi de oldu.
Bu haliyle altı okla temsil edilen siyasi akım seçim kazanabilir mi? Yeni bir parti kurmak yerine parti içi mücadele vermek daha gerçekci bir siyasi hamle olurdu. Bu elbette çok zor bir süreçti.
Ancak Atatürk'ün kurduğu bir siyasi partiyi ancak bu güç iktidara taşıyabilirdi. Siyasi hırslarına yenik düştüler. Bu sonuç Kılıçdaroğlu'na da Özel'e de iktidar yolunu açmayacaktır.
Her ikisi de mevcut iktidarın geleceğini sağlamlaştırdılar. Yine her ikisi de bildiğimiz ve tanıdığımız CHP felsefesinden uzak görünüyorlar. Seçmen iki olumsuzluğun arasında sıkışıp kaldı.
Yerel seçimde kazanılan başarı partinin miydi, genel başkanın mıydı? Seçmen partiye mi oy vermişti genel başkana mı? İki olumsuzdan birini tercih etmek ne kadar zor olacak seçmen için!
Kötünün iyisi; ehven-i şer; yüz yıllık geçmişi olan koca siyasi partide bu bölünmeyi önlemeye gücü yetecek bir babayiğit çıkmadı mı? Partinin âkil adamlarına ne oldu? Bu kadar mı derindi aranızdaki uçurum?
Bu ülkede gerçekleşmesini beklediğimiz yönetim değişikliği bu bölünmeyle gerçekleşebilir mi? Halkın umudu sizi hiç ilgilendirmiyor mu? Siyasi ihtiraslarınızdan halk için olsun vazgeçemez miydiniz?
Halka karşı böyle bir sorumluluğunuz yok muydu? Birbirinize boşu boşuna hiç sarayın adamı falan demeyiniz. Değilseniz bile artık oldunuz!
Bu sonuçtan bu sonuç çıkar. Ne yapalım; Vatan sağolsun!
