Dolar açısından jeopolitik cephede de farklı bir tablo var. ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'li yetkililerin İranlı temsilcilerle 'çok iyi' bir görüşme yaptığını açıklaması, Orta Doğu'daki enerji arzına dair endişeleri bir miktar hafifletti. Brent petrolün varil fiyatının 100 doların altına gerilemesi, küresel enflasyon baskısının da yumuşayabileceği beklentisini güçlendirdi.
Petrol fiyatlarındaki bu geri çekilme, doların geleneksel 'güvenli liman' talebini sınırlayabilecek bir etken olarak öne çıkıyor; enerji arzına ilişkin risklerin azalması FED'in 'daha uzun süre yüksek faiz' söylemine yönelik beklentilerde de zaman zaman gevşemeye yol açabiliyor.
Tablonun bir diğer ayağında ABD'nin yüksek kamu borcu var. Hazine'nin borçlanmaya daha fazla yönelmesi, yükselen uzun vadeli faizler ve büyüyen bütçe açığı, dolar varlıklarının uzun vadeli cazibesine dair tartışmaları da canlı tutuyor. Önümüzdeki bir yılda yaklaşık 1 trilyon dolarlık kısa vadeli Hazine tahvili ihracı bekleniyor; bu da piyasada dolar arzına dair yeni bir baskı unsuru olarak takip ediliyor.
Asıl çarpıcı veri ise pozisyonlanma tarafında. 15 Eylül'de sona eren haftada küresel hedge fonları ve varlık yöneticilerinin dolardaki 'yükseliş yönlü' pozisyonları 15 milyar dolar azalarak 5 milyar dolara geriledi. Böylece dolardaki yükseliş beklentisini gösteren pozisyonlanma mart ayından bu yana en düşük seviyesine indi; oysa söz konusu pozisyonlar temmuz ortasında yaklaşık 50 milyar dolara kadar çıkmıştı.
Kurumsal yatırımcıların dolara yönelik iyimserliği son yedi haftadır aralıksız geriliyor ve bu süreçte toplam 45 milyar dolarlık bir pozisyon çözülmesi yaşandı.
