Atmosferdeki Karbon salınımının artması Güneşten gelen ışının atmosferden dışarı çıkışını engellemesi sonucu Atmosfer ısınmaya başladı. Dünya'nın ortalama ısısı 15 derece santigrat iken 1810 yılından itibaren artarak 15,5 derece santigrat a yükselmiştir. Bu yükselti iklimsel anlamda önemli değişliklere neden olmaktadır.
Dağların doruklarında ve Kutuplardaki buzullar bu olağan dışı değişim sonucu erimeye başlamıştır. Bu erime Denizlerin yükselmesine neden olurken yeraltı sularının da dengesini bozmuştur. Yeraltı sularının Dünyanın değişik yerlerinde çok alt tabakalara inmesine neden olmuştur.
Konya ovasında obruklar oluşmayla başlamış, 35-40 metreden çıkan yer altı suları 150-160 metrelere kadar inmiştir. Ülkemiz topoğrafik yapısı gereği bu iklimsel değişiklikten en olumsuz etkilenecek bölge konumundadır. Karadeniz Bölgesi Topğrafik konum kayalık, eğimli ve engebelidir.
Yağmur sularının toprak yüzeyinde durması mümkün değildir. En etkin yağmur sonrası hava açımında yine kuraklık kendini hissettirmektedir. Bu nedenle Yer Altı Suları da çok derinlere inmiştir.
Gerek nüfusun artması, gerekse içme suyu eksikliği gelecek yıllarda Bölgemizde özellikle Görele'de kendini daha sorunlu hissettirecektir. Bu sorundan şehir yerleşim yerleri ve köyler azami şekilde etkilenecektir. Günübirlik tedbirlerle bu sorunun çözülmesi olanak dışıdır.
Merkezi otorite Yerel otoritelerle birlikte bilimsel bir plan dahilinde kış ve bahar aylarında yağışlar sonucu ortaya çıkan suyu tutmanın çarelerini aramalı, bu konuda gerekli yatırımı ivedilikle yapmalıdır. Belediyelerin, hangi yerleşim birimi olursa olsun bu ortak soruna çözüm bulması mümkün değildir. Dağın yamaçlarından akan küçük derelerdeki suların bilimsel planla tutulup en sorunlu yazın üç ayında ”Temmuz-Ağustos-Eylül “ aylarında köy ve diğer yerleşim bölgelerinin kullanım suyu anlamında bu sorunu çözme cihetine gitmelidir.
Çok göç veren bir bölge olması nedeniyle bölgemizde Kış ve Bahar aylarında su sorunu görünmemektedir. Kış aylarında 24-25 bin olan bölge nüfusu yazın özellikle Fındık Mevsiminde 150-200 binlere çıkmakta, bu da SU başta olmak üzere temel ihtiyaçları olağan dışı artırmaktadır.Bu sorun sadece yerleşim yerlerinin sorunu değildir. Gelecek yıllarda tedbir alınmadığı durumda FINDIK Ürününü de sulamadan almamız mümkün değildir.
Geçtiğimiz sene don, kuraklık ve kokarca böceği nedeniyle bu olumuz tablo kendini göstermiştir.İyi planlanıp gerekli tedbirlerin bilimsel yöntemlerle alınmadığı takdirde gelecek yıllarda daha önemli sosyal, susuzluk ve sağlık sorunlarının ortaya çıkacağı ortadadır.Denizlerin yükselmesi Sahil kesimlerinde daha büyük sorunlar çıkaracağı olağandır. Bu önemli sorun başka bir yazının konusudur. Gelecek günlerde bu konu üzerinde daha detaylı bilgilendirme yazısı yazacağım.Sağlıklı, mutlu kendine yeten barış içinde bir yaşam dileklerimle sağlıcakla kalınız.
