Hızla yayılan iddialara göre, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından yürütülen çok gizli bir 'Project Anchor' (Çıpa Projesi) belgesi sızdırılmıştı. Bu sahte belge, 12 Ağustos 2026 tarihinde Dünya'nın yedi saniye boyunca yerçekimini tamamen kaybedeceğini, insanların ve nesnelerin havaya uçtuktan sonra yere çakılarak büyük bir felaket yaşanacağını öne sürüyordu. Ancak yapılan detaylı araştırmalar ve bilimsel gerçekler, bu korkutucu senaryonun sadece bir internet efsanesinden ibaret olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
Öncelikle, iddiaların merkezinde yer alan gizli projenin gerçekte hiçbir izi bulunmuyor. NASA'nın resmi kayıtlarında, devasa veri tabanlarında, arşivlerinde veya halka açık bilimsel yayınlarında 'Project Anchor' adını taşıyan herhangi bir çalışmaya rastlanmadı. Konuyla ilgili teyit kuruluşlarına doğrudan bir açıklama yapan NASA yetkilileri, söylentileri kesin bir dille yalanladı.
Kurum sözcüleri, Dünya'nın yerçekiminin gezegenin devasa kütlesine bağlı olduğunu ve bu kütle aniden yok olmadığı sürece yerçekiminin bir elektrik düğmesi gibi 'ılamayacağını' hatırlatıyor. Yani modern fiziğin temel yasalarına göre, gezegenimizin yerçekimini bir anda askıya alacak veya sıfırlayacak hiçbir doğal süreç bulunmuyor.
Teorinin inandırıcılığını artırmak için kullanılan bazı karmaşık bilimsel terimler de gerçek bağlamından tamamen koparılmış durumda. Örneğin, iddiayı savunanlar çarpışan kara deliklerden gelen kütleçekimsel dalgaların Dünya'nın yerçekimini bir süreliğine iptal edeceğini öne sürüyor. Albert Einstein tarafından öngörülen ve günümüzde varlığı kanıtlanan kütleçekimsel dalgalar gerçekten de uzay-zamanda dalgalanmalar yaratıyor.
Ancak bu dalgalar Dünya'ya ulaştığında o kadar zayıflamış oluyorlar ki, yarattıkları etki bir protonun genişliğinden bile daha küçük kalıyor. İnsan duyularıyla algılanamayan bu dalgaların koskoca bir gezegenin yerçekimini iptal etmesi, astrofizikçilere göre bilimsel açıdan tamamen imkansız.
Peki bu asılsız teori neden tam olarak 12 Ağustos 2026 tarihini işaret ediyor? Çünkü bu tarihte gerçekten de önemli bir gökyüzü olayı yaşanacak ve Grönland, İzlanda, İspanya gibi bölgelerden izlenebilecek tam bir güneş tutulması meydana gelecek. Bilim insanları yüzyıllardır bu tutulmaları büyük bir hassasiyetle öngörebiliyor.
Tutulmalar sırasında bölgesel ışık ve sıcaklık değişimleri yaşansa da, Güneş ve Ay'ın gelgitler haricinde Dünya'nın yerçekimi üzerinde yıkıcı veya olağandışı hiçbir etkisi bulunmuyor. Sonuç olarak, insanları paniğe sürükleyen bu viral hikaye; gerçek bilimsel terimlerin, uydurma projelerin ve yaklaşan sıradan bir güneş tutulmasının bir araya getirilerek kurgulandığı tehlikeli bir dijital aldatmacadan öteye geçmiyor.
