1. Haberler
  2. Genel
  3. 103 YILLIK EMANET VE "SIRADAN" ZANNEDİLEN BÜYÜK TEHLİKELER

103 YILLIK EMANET VE "SIRADAN" ZANNEDİLEN BÜYÜK TEHLİKELER

103 YILLIK EMANET VE "SIRADAN" ZANNEDİLEN BÜYÜK TEHLİKELER
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

103 YILLIK EMANET VE "SIRADAN" ZANNEDİLEN BÜYÜK TEHLİKELER
103 YILLIK EMANET VE "SIRADAN" ZANNEDİLEN BÜYÜK TEHLİKELER
veya linki kopyala

Takvimler her yıl Ekim’in sonunu gösterdiğinde, bu topraklarda yaşayan ve vatanseverlik duygusunu samimiyetle özümseyen herkesin göğsü gururla kabarır; içini de kıpır kıpır bir coşku sarar…
Şimdi, o büyük günün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 103.yılındayız… Ben kendi adıma aynı coşku ve aynı heyecanı bir çocuk saflığıyla yüreğimde taşıdığımı belirteyim…
Ama bu yaşa gelmek hiç de kolay olmadı… Yedi düvele meydan okuyan o kahramanlar; sırtında mermi taşıyan analar, Çanakkale’de gül bahçesine girer gibi toprağa düşen yavrular, Sakarya’da ve Dumlupınar’da yazılan destanlar…

Kuruluş sonrasında da, “Cumhuriyetçilerin” içeriden ve dışarıdan gelen saldırılarla yıllar boyu süren amansız mücadeleleri…
Milli Mücadele, sadece bir toprak savunması değildir…
Yoksul, yorgun ve hasta haliyle savaşlardan çıkmış bir milletin yeniden “küllerinden doğma” çabasıdır…
Saltanatın kulu yerine "birey" olmanın, padişahın tebaası yerine, bu ülkenin efendisi olmanın kavgasıdır…
Ve nitekim, Mustafa Kemal Atatürk ve o dev yürekli arkadaşları, yoksul, batmış, bitap düşmüş bir imparatorluğun enkazından "kimsesizlerin kimsesi" olan bu Cumhuriyeti çıkardı…
Bugün, eksiğiyle veya fazlasıyla yaşadığımız şu konforu düşünün… Bir de yüzyıl öncesinden o konforun bedelini ödeyen ecdadımızın çektiği çileleri, yemediği ekmekleri, içmediği suları, kanlarıyla, canlarıyla ve mallarıyla yaptıkları insanüstü fedakârlıkları bir düşünün…
Onlar bu yola, bu millet ayağa kalksın, insan gibi yaşasın diye baş koydular.

Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçiminin adı değildir; aynı zamanda bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesidir…
Ne var ki, yapılanlar zafer sarhoşluğuyla unutuluyor bazen…
Eski devletin bir kişinin mülkü; eski halkın ise bir kişinin kulu olduğu gerçeğini anlatamaz olduk kimseye!… Cumhuriyeti kurmak zordu… Ama onu yaşatmak ve onu korumak galiba daha zor… Çünkü bugün kurucuları kadar uyanık, kurucuları kadar vicdanlı, kurucuları kadar samimi ve kurucuları kadar azimli hamisi yok!…

Korku tohumlarını kurutup, bireysel cesareti büyüten başka bir rejim tavsiyeniz var mı? Hâkimiyetin kayıtsız ve şartsız “milli egemenliğe” devridir Cumhuriyet…
Zayıfın güçlü karşında, azınlığın çoğunluk karşısında kendisini emniyette hissettiği tek sistemdir Cumhuriyet…
Milli bağımsızlığın hak ve özgürlüklerle taçlandırıldığı yegâne rejimdir Cumhuriyet…
Toplumumuzun ahlaki muhakemesi iyice zayıfladı… Küçücük çıkarlar uğruna Cumhuriyetin kurumları yıpratılıyor… Pire için yorgan yakıyor insanlar…
Değerler ve ilişkiler hızla yozlaşıyor…
Bütün bunlarla birlikte Cumhuriyet’in geleceğine baktığımda çok da iyimser olamıyorum…
Siyaset felsefecisi H.

Arendt’in şöyle bir uyarısı var:
“Tabanı ahlaksızlaşan bir rejim, otoriterleşmeye yüz tutar” diyor…
Büyük kötülükler hep canavar maskesi takanlardan gelmez; bazen "bana ne" diyenlerin, düşünmeyi, sorgulamayı bırakıp sürü psikolojisine kapılanların sırtından yürür. Kötülüğü sıradanlaştıran, sorgulamayan, hukuku, vicdanı ve insan haklarını rafa kaldıran bireyler, o otoriter çarkın sessiz dişlileri oluverir…
İşte bu yüzden, Cumhuriyet’in 103.

yılında hepimize düşen en büyük ödev, onu sadece kutlamak değil, kurumsallaştırmaktır…
Cumhuriyet; salt bir rejim adı değildir. Cumhuriyet; laikliktir, yani inançların ve aklın özgürleşmesidir. Cumhuriyet; demokratik bir düzendir, yani iktidarların eleştirilebildiği, halkın iradesinin kısıtlanamadığı açık bir kamusal alandır.

Cumhuriyet; sosyal devlettir, yani kimsenin kimseye muhtaç olmadığı, fırsat eşitliğinin, adaletin ve insan onurunun tabana yayıldığı vicdandır. Eğer bu değerleri törpülersek, liyakati değil sadakati baş tacı edersek, toplumu düşünmeyen, sorgulamayan, her şeyi sessizce onaylayan bir yığın haline getirirsek; işte o zaman en büyük ihaneti etmiş oluruz. 103 yıllık bu ulu çınar; ne biat edenlerin ne de susanların omuzlarında yükseldi.

O, düşünen, sorgulayan, hak arayan özgür yurttaşların ellerinde büyüdü. Cumhuriyeti korumak; onu ahlâkla güçlendirmek, aklımızı kiraya vermemek, hukukun üstünlüğüne sımsıkı sarılmak ve "ben" demeyi bırakıp "biz" olabilmekle mümkündür…
H. Arendt’in dediği gibi; büyük yıkımlar ve felaketler her zaman canavar ruhlu insanlardan.

Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değildir. Ayrıca geleceğe karşı üstlenilmiş önemli bir sorumluluktur. O halde; yaşasın Cumhuriyet, yaşasın özgür ve aydınlık yarınlarımız!

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
103 YILLIK EMANET VE "SIRADAN" ZANNEDİLEN BÜYÜK TEHLİKELER
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!