Durham Üniversitesi'nden psikolog Fuschia Sirois ise dağınıklığın erteleme alışkanlığı ve duygu düzenleme süreçleriyle ilişkisini vurguluyor.
Uzmanlara göre, gardırobu sürekli dağınık olan kişilerin öne çıkan ortak özellikleri şunlar:
1. Zihinsel Aşırı Yüklenme ve Stres Yaşarlar
Günlük yaşamın endişeleri ve sorumlulukları arttıkça, zihinsel enerji tükenir. Bu durumdaki kişiler için dolap düzenlemek bir öncelik olmaktan çıkar ve kıyafetler birikmeye başlar.
2. Duygularını Yönetmekte ve Görevleri Başlatmakta Zorlanırlar (Erteleme)
Düzenleme görevini sürekli ertelemek, sıkıcı veya yorucu bulunan bir süreçten kaçınma mekanizmasıdır. Erteleme alışkanlığı, zihinsel olarak anlık rahatlama sağlasa da dağınıklığı kalıcı hale getirir.
3. Karar Vermekte Güçlük Çekerler
Hangi giysinin saklanacağına, bağışlanacağına veya atılacağına karar vermek zihinsel bir çaba gerektirir. Karar vermekte zorlanan kişiler, artık giymedikleri eşyaları bile aylarca dolapta tutmaya devam eder.
4. Eşyalara Güçlü Duygusal Bağlar Yüklerler
Geçmiş ilişkilerle, seyahatlerle veya hayatın özel dönemleriyle özdeşleşen kıyafetlerden ayrılmak bu kişiler için daha zordur. Eşyalara yüklenen duygusal anlam, vedalaşmayı imkansızlaştırır.
5. Otomatikleşmiş Düzensizlik Rutinlerine Sahiptirler
Kıyafetleri kullandıktan sonra yerine koymamak, sandalyenin veya yatağın üzerine yığmak gibi günlük küçük alışkanlıklar zamanla yerleşik bir yaşam biçimine dönüşür.
(Uzmanlar, her dağınık dolabın mutlaka psikolojik bir soruna işaret etmediğini; alan darlığı, fiziksel yorgunluk ve yoğun iş temposunun da etkili olabileceğini hatırlatıyor.)
