Zhu'nun dikkat çektiği ikinci unsur arz tarafı. Gümüş, büyük ölçüde bakır ve altın gibi metallerin çıkarılması sırasında yan ürün olarak elde ediliyor. Madencilik şirketleri ise üretim kararlarını gümüşe göre değil, ana faaliyet alanlarındaki metallere göre veriyor. Bu nedenle gümüş fiyatı ne kadar yükselirse yükselsin, üretimi aynı hızla artırmak çoğu zaman mümkün olmuyor. Talebin hızla tırmandığı dönemlerde arzın geride kalması, fiyat üzerindeki yukarı yönlü baskıyı büyütüyor.
Üçüncü faktör ise piyasada fiilen satın alınabilecek fiziksel gümüşün sınırlı olması. Zhu'ya göre yatırımcı ilgisinin arttığı dönemlerde, özellikle gümüş borsa yatırım fonlarına (ETF) güçlü para girişleri yaşandığında mevcut arz hızla daralabiliyor. Kısa sürede patlayan fiziksel talep sıkışıklığı derinleştiriyor, yükselen fiyat da yeni yatırımcıları çekerek hareketi daha da güçlendiriyor.
Zhu, Ocak 2026'ya kadar yaşanan hızlı yükselişi örnek göstererek benzer sıkışmaların yeniden ortaya çıkabileceğine işaret etti.
Ancak Zhu, bu tablonun tek yönlü işlemediğini de hatırlatıyor. Güçlü sanayi talebi ve kısıtlı arz, fiyatların sürekli yükseleceği anlamına gelmiyor. Yatırımcıların fonlardan çıkması ya da sanayi talebinin zayıflaması, fiyatlarda sert geri çekilmelere de yol açabilir. Bu yüzden gümüş piyasasında arz-talep dengesi kadar fon hareketlerinin ve sanayi üretimindeki gelişmelerin de yakından izlenmesi gerekiyor.
Piyasadaki son tablo da bu oynaklığı doğruluyor. Ons gümüş TSİ 12.02 itibarıyla yüzde 1,05 düşüşle 58,56 dolardan işlem gördü. Haftalık kayıp yüzde 2,72'ye ulaşırken aylık kayıp yüzde 7'yi aştı. Gram gümüş ise yüzde 1,06 gerileyerek 92,96 liraya indi ve aylık bazda yüzde 5'ten fazla değer kaybetti. Gümüş, Ocak ayında gördüğü 121,65 dolarlık zirvenin şimdilik yarısının altında seyrediyor.
