2025 verilerine göre 15–17 yaş grubunda işgücüne katılma oranı %25,5. Bu oran doğrudan çocuk işçiliği oranı değil; iş arayanları da kapsıyor. Ancak çocukların eğitim çağında ekonomik hayatla ilişkisini gösteriyor.
Ders sonrasında dinlenebilen çocukla ekonomik sorumluluk taşıyan çocuğun öğrenme koşulları aynı değildir.
Peki, bütün bu veriler bize ne söylüyor?
Öğretmenin emeği çok değerli. Ancak öğretmenler sosyal politikaların eksiklerini tek başlarına gideremez. Ücretsiz ve nitelikli okul öncesi eğitim, okulda beslenme desteği, erişilebilir ulaşım, güçlü rehberlik hizmetleri ve ailelere sosyal destek, eğitim politikalarının merkezinde bulunmalı.
Bu veriler, dezavantajlı çocukların başarılı olamayacağını göstermiyor. Ancak bazı çocukların güç koşullarda başarıya ulaşması, bu koşulları kabul edilebilir kılmıyor.
Eğitimde kalıcı başarı istiyorsak yalnızca öğretimi değil, çocuğun yaşam koşullarını da iyileştirmeliyiz.
“Her şey çocuğun üstün yararına” diyorsak, bunun karşılığını çocuğun beslenmesinde, güvenliğinde, oyun zamanında ve eğitim fırsatlarında görebilmeliyiz.
Çocukların hayatı iyileşmeden eğitimde elde ettiğimiz başarıları nasıl kalıcılaştıracağız?
