1. Haberler
  2. Genel
  3. DÜŞMANLARIMIZI NE KADAR DA SEVİYORUZ!

DÜŞMANLARIMIZI NE KADAR DA SEVİYORUZ!

DÜŞMANLARIMIZI NE KADAR DA SEVİYORUZ!
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

DÜŞMANLARIMIZI NE KADAR DA SEVİYORUZ!
DÜŞMANLARIMIZI NE KADAR DA SEVİYORUZ!
veya linki kopyala

Bu topraklardaki geçmişimiz 10 bin yıl öncesine kadar gidiyor ama, Türklerin kafile kafile yerleşmeleri 1071’den sonradır. Bu sebepten, ‘zulüm 1453’ten sonra başladı’ gibi hain zırvalamalarına kimse itibar etmemeleridir. Yani bu topraklardaki kökümüz oldukça derindir.

Ancak, Batılı ‘dostlarımız’ ve yerli işbirlikçilerince, Türk Milleti üzerinde yıllardır bir psikolojik Harbin yürütüldüğü de asla unutulmamalıdır. Batı ile Haçlı Savaşlarından bu yana bitmeyen bir savaşımız var. Bu savaş 19.

Yüzyıla kadar silahlı olarak cephelerde sürmüş; müteakiben, Batı’nın emperyalist kültür politikaları ile bizi içten çürütme siyasetine dönüşmüştür. Bu siyaset, çağdaş bir millet olmak için millî ve manevî değerlerimizi bir köşeye koymak zorunda olduğumuz propagandası ile, Batıcı aydınlarımız eliyle yürütülmektedir! Atatürk’ün ölümünden sonra ülkemizin, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü eliyle Batı yörüngesine sokulması da hazin bir vakıadır.

O tarihlerden yakın tarihlere kadar sürdürülen bu politika millî politikalar uygulamamızı da büyük ölçüde engellemiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı bunun istisnasıdır. Amerika’ya ve Avrupa Birliği’ne niçin bu kadar çok güveniyoruz?

Bu ‘dostlarımızın’ bir tek millî meselemizde, BM’de oylarını bizden yana kullandıkları vâki midir? İngiltere 1947 yılında Paris Barış Konferansı’nda, bize sormaya gerek bile duymadan, tarihin hiçbir döneminde Yunanistan’a ait olmamış olan 12 Ada’yı Yunanistan’a vermiştir. Bu hâdisenin bir hazin tarafı da, İnönü’nün ‘Konferansa biz de katılalım’ taleplerine rağmen, Bakanlar Kurulunu toplayıp, ‘Biz 2.

Dünya Harbi’ne katılmadığımız için ganimetten pay almak hakkına sahip değiliz’ konuşmasını yaparak, 12 Ada’nın Yunanistan’a verilmesine en küçük bir tepki bile göstermemesidir. (Yeter Menteş, 9 Eylül Üniversitesi, “Rodos, 12 Ada ve Meis’i Nasıl Kaybettik” konulu araştırma). 12 ADA’nın Hikâyesi: İtalyanlarla yaptığımız Trablusgarp Harbi, 1912 yılındaki Uşi Antlaşmasıyla sona ermiş ve barış görüşmelerinde, İtalyanların bize baskı yapmak amacıyla işgal ettikleri 12 ADA’yı iade etmeleri kararlaştırılmıştı.

Fakat Yunanistan’ın bütün adaları işgal etme teşebbüsü nedeniyle, 12 ADA’nın bir müddet daha İtalyanlarda kalması üzerinde anlaşılmıştı. Biz I. Dünya Harbi’ne İtalyanlara hasım olarak katıldığımızdan, İtalya da 1915 yılında, 12 ADA’yı ilhak etmiş ve Lozan’da da biz bunu tanımıştık.

Prof. Fahir Armaoğlu, “Balkanlarda Yunanistan’la bir işbirliği sağlamak için, 1944 Kasım’ında, On İki Ada üzerinde hiçbir talep ve iddiamız olmadığının Yunan Hükümetine bildirildiğini” belirtmektedir (Prof. Fahir Armaoğlu, “20.

Yüzyıl Siyasî Tarihi”, s. 414)! Batılı ‘dostların Türkiye Karşıtı Politikaları: 24 Nisan’ın Ermeni Soykırımı günü olarak kabul edilmesi Batı’nın bize karşı en aşağılık tavırlarından birisidir.

Ne ise ki Ermenistan Başbakanı Paşinyan ‘Ermenilere Soykırımı yapıldığı şeklindeki iddialar doğru değildir’ şeklinde bir açıklama yaptıktan sonra bu iş biraz tavsamıştır. Bunların bize yıllarca silah ambargosu uygulamaları bir başka düşmanlık ürünüdür. Amerika’nın ve Avrupa Birliği’nin Büyük Kürdistan amacı için mücadele eden PKK hareketine verdikleri destek de bilinmeyen bir şey değildir.

KKTC’yi tanımamaları ve sürekli olarak bize Federal sistemi dayatmaları hâlâ daha ısrarla sürdürmeleri bir vâkıadır. Ege’de ve Doğu Akdeniz’deki varlığımıza tahammül edememektedirler Sâdece bunlar mı? Ne gezer, bir de Türkiye’ye karşı oluşturdukları ittifaklar var!

NATO üyesi Fransa G.K.R.Y ile bir Savunma İşbirliği anlaşması imzalıyor. Yine İsrail; NATO üyesi Yunanistan ve GKRY ile bir Savunma İşbirliği anlaşması imzalıyor. Peki, bu anlaşmalar kime karşı?

Tabiî ki Türkiye’ye! Biz 1974’te Büyük Bir Hatâ Yaptık: Evet, 1974 Barış Harekâtı’nda adanın tamamını almayarak çok büyük bir hatâ yaptık. Rahmetli Erbakan’ın Ecevit’e bunu teklif ettiğini biliyoruz!

Hâlbuki, Biz, adanın tamamını almaya hakkı olan tek devlettik. Açıklayalım:
1878 yılındaki Berlin Barış Konferansı’nda, İngiltere’nin araya girmesiyle, Rusların bize dayattığı Ayastefanos Antlaşması biraz yumuşatılmış, karşılığında da Kıbrıs Adası İngiltere’ye kiralanmıştı. Ruslara karşı çok ağır bir mağlubiyet aldığımızdan, Padişah Abdülhamid İngilizlerin bu teklifine karşı koyamamış ve Kıbrıs Ada’sı İngiltere’ye kiralanmıştı.

Bu gerçeğe rağmen, ne yazık ki, Sultan Abdülhamid düşmanları, adanın İngiltere’ye satıldığı yalanını ısrarla sürdürmektedirler! Hâlbuki Sultan Abdülhamid, anlaşma metnine çok önemli bir madde koydurmuştu. Bu maddeye göre, eğer harp tazminatı olarak Ruslara bırakılan Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı’yı iade edilirse, İngiltere de Kıbrıs Adası’nı iade edecekti!

Ruslar 3 Mart 1918 tarihinde imzaladıkları Brest Litovsk Anlaşmasıyla bu vilâyetleri Osmanlı’ya iade etmiştir. Ancak İngiltere, bizim Almanya safında İngiltere’ye karşı 1. Dünya Harbi’ne girmemiz nedeniyle 5 Kasım 1914 tarihinde Kıbrıs Adası’nı ilhak etmiştir.

Ne var ki, 1940’ların sonunda İngiltere artık, kendisine yük olan bu adadan kurtulmak istiyordu. Ada’nın gerçek sahibi ise Türkiye idi! Anlaşma gereğince Türkiye’ye iade edilmeliydi.

Ancak, Hıristiyan Rumların da yaşadığı bu adayı Türkiye’ye bırakmak istemeyen kurnaz İngiltere, Yunanistan’da Atatürk’ün Evine bomba atıldı yalanını yayarak, İstanbul’da 6 Eylül 1955 olaylarına sebebiyet verecektir. Bu olaylarda Yahudi, Ermeni ve Rumların malları yağmalanmıştır. Bu da, bu sırada Londra’da Kıbrıs görüşmelerini yürütmekte olan Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu’nun Kıbrıs’la ilgili taleplerimizde elini zayıflatmıştır.

BM’deki Daimi Delegemiz Selim Sarper’in de, BM’de, Kıbrıs’ın Yunanistan’la bir ilgisi bulunmadığını dile getirdiğini de hatırlatalım!

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
DÜŞMANLARIMIZI NE KADAR DA SEVİYORUZ!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et