Bugünkü Samsun, tarih boyunca farklı medeniyetlerin hâkimiyetine girdi. Gaşkalardan Hititlere, Friglerden Perslere; Pontus Krallığı’ndan Roma ve Bizans’a, ardından Türk beylikleri ve Osmanlı’ya uzanan bu uzun tarih, şehrin kültürel kimliğini şekillendirdi.
SAMSUN KAÇ YILLIK BİR ŞEHİR?
Samsun’un bilinen tarihi, arkeolojik bulgular dikkate alındığında yaklaşık 14 bin yıl öncesine kadar götürülebiliyor. Tekkeköy mağaralarında bulunan kalıntılar bölgede Mezolitik Çağ’da, yaklaşık MÖ 12 bin ile 8 bin arasında insanların yaşadığını ortaya koyuyor. Kent merkezinde ise MÖ 7000’lere tarihlenen arkeolojik materyaller bulundu.
Bu nedenle “Samsun kaç yıllık?” sorusuna tek bir tarih vermek yerine, bölgedeki insan yaşamının yaklaşık 14 bin yıllık, yerleşik kent tarihinin ise binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söylemek daha doğru oluyor.
AMAZONLAR DÖNEMİ: EFSANE İLE TARİHİN KESİŞTİĞİ NOKTA
Samsun denildiğinde antik çağlardan günümüze ulaşan en dikkat çekici anlatılardan biri Amazon kadınlarıdır. Bazı antik Yunan erme ve Çarşamba çevresinde yaşadığı anlatılıyor.
Ancak Amazonların Samsun’da yaşadığına ilişkin anlatılar, tarihsel ve mitolojik unsurların iç içe geçtiği bir alan olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Amazonları kesin olarak belgelenmiş bir “devlet” ya da “dönem” şeklinde değil, Samsun ve Orta Karadeniz’in antik kültürel hafızasında önemli bir yere sahip gelenek olarak ele almak gerekiyor.
AMİSOS’UN DOĞUŞU
Samsun’un antik dönem tarihindeki en önemli yerleşimlerinden biri Amisos oldu. Günümüzde Amisos Tepesi olarak bilinen Toraman Tepe ve çevresindeki antik yerleşimin MÖ 6. yüzyılda geliştiği kabul ediliyor.
Kültür Portalı’ndaki bilgilere göre Miletoslular, bölgede bulunan küçük yerleşimi Karadeniz ile Anadolu’nun iç kesimlerini birbirine bağlayan önemli bir ticaret noktası olarak kullandı. Daha sonraki dönemlerde Kapadokyalılar, Foçalılar ve Atinalılar da kent üzerinde etkili oldu.
Karadeniz kıyısındaki konumu sayesinde Amisos, tarih boyunca hem ticari hem de askeri açıdan büyük önem taşıdı.
PERSLER SAMSUN’A HÂKİM OLDU
MÖ 546 yılında Perslerin Lidya Krallığı’nı yenmesinin ardından Amisos da Pers İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girdi.
Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre Pers hâkimiyeti MÖ 331 yılına kadar devam etti. Büyük İskender’in Persleri yenmesinin ardından şehir Makedonya egemenliğine geçti.
Pers döneminin ardından Amisos’un siyasi konumu bir kez daha değişirken şehir, Karadeniz ticaretindeki önemini korumayı sürdürdü.
PONTUS KRALLIĞI DÖNEMİ
Büyük İskender’in ölümünün ardından bölgede kurulan Pontus Krallığı, Samsun tarihinin en dikkat çekici dönemlerinden birine damga vurdu.
Amisos, MÖ 3. yüzyıldan itibaren Pontus Krallığı’nın önemli kentlerinden biri haline geldi. Kentin ticari gücü ve Karadeniz’e açılan limanı, Pontus döneminde önemini daha da artırdı.
Amisos’ta bulunan mezarlar ve Amisos Hazinesi de bu dönemin şehirde bıraktığı en önemli arkeolojik izler arasında yer alıyor.
ROMA DÖNEMİNDE AMİSOS ZENGİNLEŞTİ
Amisos, MÖ 64 yılında Roma hâkimiyetine girdi. Roma döneminde kentin ticari öneminin arttığı, ekonomik açıdan zenginleştiği ve Karadeniz kıyısındaki konumunu güçlendirdiği belirtiliyor.
Roma İmparatoru Pompeius’un kentin adını bir süre “Pompeiopolis” olarak değiştirdiği, ancak bu ismin kalıcı olmadığı ve Amisos adının kullanılmaya devam ettiği aktarılıyor.
BİZANS DÖNEMİNDE PİSKOPOSLUK MERKEZİ OLDU
Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasının ardından Amisos, Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu sınırlarında kaldı.
Bu dönemde şehir bir piskoposluk merkezi haline gelirken Bizans ile Müslüman Araplar arasındaki mücadelelerden de etkilendi. Kent zaman zaman el değiştirse de Türklerin bölgeye gelişine kadar Bizans hâkimiyeti büyük ölçüde devam etti.
TÜRKLERİN SAMSUN’A GELİŞİ
Türklerin Anadolu’ya yerleşmeye başlamasıyla Samsun’un tarihinde yeni bir dönem açıldı. Danişmentliler bölgeye yönelik akınlar gerçekleştirirken, Anadolu Selçukluları döneminde bugünkü Samsun’un Müslüman yerleşim alanları Türk hâkimiyetine girdi.
lüyor. Batılı diği değerlendiriliyor.
Bir dönem bugünkü Samsun çevresinde Müslüman Samsun ile eski Amisos yerleşiminin yan yana varlığını sürdürmesi de şehrin tarihindeki dikkat çekici gelişmelerden biri oldu.
OSMANLI DÖNEMİNDE SAMSUN
Samsun, 14. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı hâkimiyetine girmeye başladı ve sonraki süreçte Osmanlı idari yapısında Canik adıyla önemli bir merkez haline geldi. Kültür Portalı’nda Samsun’un Yıldırım Bayezid döneminde, 1389 yılında Osmanlı topraklarına katıldığı belirtiliyor.
Osmanlı anıldı.
Karadeniz kıyısındaki limanı sayesinde Samsun, özellikle 19. yüzyılda ticaret açısından giderek daha önemli bir merkez haline geldi. Şehrin belediye teşkilatı da Osmanlı’nın son dönemindeki modernleşme hareketleri sırasında şekillendi.
19 MAYIS 1919: SAMSUN TARİHİNDE YENİ BİR DÖNEM
Samsun’un yalnızca yerel değil, Türkiye tarihi açısından da en önemli dönüm noktalarından biri 19 Mayıs 1919 oldu.
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, Milli Mücadele’nin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edildi. Bu tarih daha sonra Cumhuriyet tarihinin simgesel günlerinden biri haline geldi ve Samsun “Kurtuluşun şehri” kimliğiyle özdeşleşti.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE SAMSUN
Cumhuriyetin ilanından sonra Samsun vilayet statüsüyle Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli Karadeniz şehirlerinden biri olmaya devam etti. Samsun adı da Cumhuriyet dönemindeki idari düzenlemelerle resmen kullanılmayı sürdürdü.
Şehir zaman içerisinde liman, ulaşım, ticaret, sanayi, eğitim ve sağlık yatırımlarıyla büyüdü. 1993 yılında Samsun Belediyesi büyükşehir statüsüne geçti; sonraki idari düzenlemelerle birlikte büyükşehir belediyesinin yetki alanı genişledi.
BİNLERCE YILLIK TARİHİN ÜZERİNDE YÜKSELEN ŞEHİR
Bugünkü Samsun, yalnızca Cumhuriyet tarihinin önemli şehirlerinden biri değil; arkeolojik geçmişi binlerce yıl öncesine uzanan çok katmanlı bir yerleşim merkezi.
Tekkeköy’deki tarih öncesi yaşam izlerinden Amisos’a, Perslerden Pontus’a, Roma ve Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar birçok medeniyet Samsun’da iz bıraktı. Bu yönüyle kent, yaklaşık 14 bin yıllık insanlık izlerinin üzerine kurulmuş, Karadeniz’in en eski ve en önemli yerleşim alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
