ZONGULDAK’ta yeraltı kömür madenciliğinde zararlı gazların geçmişte nasıl tespit edildiği ve maden ocaklarında kanarya kullanılıp kullanılmadığı yeniden gündeme geldi. Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, konuya ilişkin kaleme aldığı yazıda madencilik tarihinde kullanılan ilk gaz tespit yöntemlerini anlattı. Baltaş, dünya genelinde yeraltı kömür madenciliğinin daha eski tarihlere dayanmasına rağmen sistematik ve kurumsal kömür madenciliğinin 18’inci yüzyılın başlarında İngiltere’de gelişmeye başladığını belirtti.
İlk dönemlerde kazma, kürek, kriko, mum ve fitillerin yanı sıra ahşap tahkimat malzemeleri, makara sistemleri ve nakliye araçlarının kullanıldığını ifade eden Baltaş, yeraltında çalıştırılan ilk hayvanların ise küçük yapıları nedeniyle midilliler olduğunu kaydetti. “ZONGULDAK’TA KANARYA KULLANILDIĞINA DAİR BELGE YOK” Zonguldak Taşkömürü Havzası’nda madencilik faaliyetlerinin yabancı işletmeciler eliyle geliştiğini belirten Baltaş, bu işletmecilerin beraberlerinde dönemin teknik bilgi ve teknolojisini de getirdiğini ifade etti.
Baltaş, Sir Humphry Davy tarafından 1815 yılında geliştirilen ve maden ocaklarında gaz kontrolünde kullanılan Davy lambasının Zonguldak Havzası’nda da kullanıldığını belirterek, “Davy lambasının, Zonguldak havzasında madencilik çalışmaları başlamadan yaklaşık 50 yıl önce geliştirilmiş ve kullanılmaya başlanmış olması değerlendirildiğinde, gazların kontrolü için kanaryalar kullanılmış olamaz. Zira bu konuda bir bilgi ve belge şu ana kadar ortaya konamamıştır” değerlendirmesinde bulundu.
İLK YÖNTEM ‘ÖNCÜ MADENCİ’YDİ Baltaş, Avrupa’daki yeraltı kömür madenlerinde zararlı gazları tespit etmek için kullanılan ilk yöntemlerden birinin “öncü madenci” metodu olduğunu aktardı. Bu yöntemde seçilen bir madencinin sırtına ıslak battaniye sarıldığı, başındaki kaskete ise yanan bir mum fitili bağlanarak maden içerisine gönderildiği belirtildi. Madende yanıcı ve tehlikeli gazların bulunması halinde mum alevinin gazlarla tepkimeye girerek patlamaya yol açabildiğini kaydeden Baltaş, bu yöntemin madenciler açısından son derece tehlikeli olduğunu ifade etti.
KANARYALAR GAZ TESPİTİNDE KULLANILDI Gaz tespitinde daha güvenli yöntem arayışlarının ardından fizyolog John Scott Haldane’ın kuşların solunum sistemleri üzerine yaptığı çalışmaların kanaryaların kullanılmasına zemin hazırladığı belirtildi. Kuşların sahip olduğu hava kesecikleri sayesinde ortam havasındaki zararlı gazlardan insanlara göre daha hızlı etkilendiğini ifade eden Baltaş, bu nedenle kanaryaların kafesler içerisinde maden ocaklarına indirilmeye başlandığını kaydetti.
Kanaryanın hareketlerinin değişmesi, tünek üzerinde sallanması ya da düşmesi, ortamda karbonmonoksit veya başka zararlı gazların bulunduğuna yönelik erken uyarı olarak değerlendiriliyordu. Böylece madencilerin tehlikeli bölgeden uzaklaştırılması mümkün oluyordu. KANARYALAR İÇİN ÖZEL CİHAZ GELİŞTİRİLDİ İlerleyen yıllarda kanaryaların hayatta kalmasını sağlamak amacıyla “resuscitator” adı verilen özel bir cihaz geliştirildi.
Kurtarma ekiplerinin yeraltına beraberinde götürdüğü cihazın bir bölümünde kanarya, diğer bölümünde ise oksijen deposu bulunuyordu. Kanaryanın karbonmonoksitten etkilenmesi halinde cihazın bölmesi ılıyor ve oksijen verilerek hayvanın yeniden canlandırılması sağlanıyordu.
