1. Haberler
  2. Genel
  3. TÜRK SİYASETİNDE BEYAZLAR VE ZENCİLER!...

TÜRK SİYASETİNDE BEYAZLAR VE ZENCİLER!...

TÜRK SİYASETİNDE BEYAZLAR VE ZENCİLER!...
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

TÜRK SİYASETİNDE BEYAZLAR VE ZENCİLER!...
TÜRK SİYASETİNDE BEYAZLAR VE ZENCİLER!...
veya linki kopyala

Bir çok belediyede ortaya çıkan rezaletlerden sonra, şu son borsa vurgunu da gösterdi ki; Türkiye artık kendi içinde iyi bir bağırsak temizliği yapmak zorunda!… Siyaseti; zenginleşmek, haksız yere kamu imkânlarına çökmek veya toplumda güç devşirmek için yapan, gerek iktidar tarafında ve gerekse muhalefet tarafında ne kadar kan emici mikrop ve ahlaksız varsa ülkenin tüm dokularından arındırılmalı ve bir an önce dışarı atılmalı…Hani, "Beyaz Türk-Zenci Türk" ayrımından söz edilirdi bir zamanlar…

Bunlardan biri yer biri bakardı… Hatta zenci Türkler, bakmakla da kalmaz, kendisi aç olduğu halde bir davaya hizmet ettiğini zannederek beyaz Türkün güvenliğini de sağlardı!…Vesayet döneminin bu kötü mirası ne yazık ki, günümüzün bütün siyasi partilerinde aynı şekilde yaşatılıyor…Kimse inkâr etmesin… İstisnasız her partinin içinde “beyaz” da var, “zenci” de!…Sayıları az ama bulunduğu partide özgül ağırlıkları oldukça fazla olan bu beyaz tipler, "taban" adını verdiğimiz gariban ve saf kitlenin sırtından geçinmeye devam ediyor…Bir taraf, dava uğruna her yokluğa katlanıp soğan-ekmek yemeğe razı bir şekilde mücadele ederken; diğer “uyanık” taraf ise sadece heybesini doldurma telaşında!…Ön safı kimseye kaptırmayan, çeşmenin başından hiç ayrılmayan bu uyanık "beyazlar" öyle ilginçtir ki, aynı kitlenin içindeki "zencilerin" saflığı ve temizliği sayesinde emellerine ulaşabiliyor!…Çünkü onları, onlardan daha temiz ve daha samimi olduklarına inandırmışlar!Bir yargı veya soruşturma sürecinde kendileri susuyor, savunmalarını o garibanlara yaptırıyorlar!…Bir örnek vereyim:2002 yılından bu yana AK Parti'ye koşulsuz şekilde destek veren emekli bir öğretmen arkadaşım var…

Bu arkadaşım tek maaşıyla çok zor şartlarda iki çocuk okuttu… Varını yoğunu harcayıp ikisinin de iyi üniversitelerden mühendis olarak mezun olmalarını sağladı…Çocuklardan biri sıradan bir pozisyonda kendi imkânlarıyla iş buldu; maaşı az da olsa çalışıyor… Ama diğer çocuk bildiğim kadarıyla beş yıldan fazladır işsiz…Bu emekli öğretmen arkadaşım çok onurlu ve haysiyet sahibi… Kul hakkı konusunda hassas… Torpil için partide tanıdığı olmasına rağmen kimsenin kapısını çalmadı…Geçenlerde bir sohbet esnasında bu meslektaşım, adı yolsuzluklarla gündeme gelen eski bir belediye başkanının çocukları hakkında başlatılan bir soruşturmayı "mesnetsiz" diye bana savunmaya başladı…Kendisine, soruşturmaya konu kişilerin onun çocukları ile aynı yaşta olduğunu, bir insanın sıfır sermaye ile normal yoldan bu kadar kısa bir zamanda bu kadar büyük bir varlığa sahip olamayacağını bir türlü anlatamadım!…Bir adamın geçmişi ister bürokrat olsun, ister milletvekili…

Maaş bordrosu üzerinden aldığı ücretlerle 5-10 yıl gibi kısa bir zamanda nasıl milyarder olabilir? Şu son aylarda devlet bazı şüpheli zenginliklerin üzerine gitmeye başladı…Umarım kimseyi kayırmadan, kimseyi istisna tutmadan bu soruşturmalar hakkıyla tamamlanır…Davanın peşinde olanlarla, paranın ve gücün peşinden gidenler birbirinden ayıklanır…Bu “beyaz” partililerin bir özelliği daha var… Zoru gördü mü, hemen kenara çekilip, pusu kurmaya başlarlar… Fakat sırtından geçindikleri o saf kitleyi uyandırmamak için bir şekilde ortada görünmeyi de ihmal etmezler!…Bununla beraber parti içinde dürüst bir rekabete asla girmezler… Beğenmedikleri bir teşkilat yapısı oluştuğunda sinsice arkadan vurma planı yaparlar… Sürekli açık ararlar, dosya tutarlar…Ben hiçbir partide bu beyazların, “şimdi sıra sizde” deyip zencilere kolay sıra verdiğine şahit olmadım…Ama öyle uyanıklar ki, kendilerinin o saf ve temiz dava adamlarından daha büyük bir dava adamı olduklarına her şekilde herkesi inandırıyorlar!…Bunlar, gölgesinde yaşadıkları o saf kitleden herhangi biri için basit bir fedakârlıkta dahi bulunmazlar… Fakat kendi işleri düştüğünde o kitlenin tamamını anında meydana toplamayı da becerirler!…Artık şunu kabul etmemiz gerekiyor:Dava adamlığı, kendi adamının yanlışını savunmak değildir.

Dava adamlığı, kendi adamının yanlışına da “yanlış” diyebilmektir.Aksi halde ortada dava falan kalmaz.Sadece birbirinin sırtını sıvazlayanların, birbirinin önünü açanların, birbirinin kusurunu örtenlerin oluşturduğu koca bir çıkar düzeni kalır…Ve bu düzenin en büyük sermayesi de saf insanların yüreğidir…Onlar inanır, onlar savunur, onlar bedel öder…Meydanları doldurup “bizimkiler yapmaz!” diye onlar göğüslerini siper eder…Aslında günün sonunda dönüp baksalar, kendileri hâlâ aynı maaşla aynı çileyi çekerken; yıllarca savundukları bazı insanların hayatlarının neden birdenbire değiştiğini görüp sorgulayabilecekler!…

“Ben neyi savundum?” Partiyi mi? Davayı mı? Yoksa farkında olmadan birilerinin zenginleşme hikâyesini mi?Milletin artık bu soruyu sorması gerekiyor.Hem de herkese… İktidara da muhalefete de… Sağa da sola da… Eskisine de yenisine de.Çünkü hırsızlığın ideolojisi yoktur… Yolsuzluğun mezhebi yoktur…

Kul hakkının parti üyeliği yoktur…

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
TÜRK SİYASETİNDE BEYAZLAR VE ZENCİLER!...
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et