Sona Hanım yapıtın 94. sayfasında:Sona hanım çıh eyvanaBir bah bu gözel oğlanaSözünü söyle merdanaHüsnün cemalın yahşidirÜzünde halin yahşidir Geldim gördüm bağda yatıp Yanakları güle batıp Meni görcek gaş göz atır Hüsnü cemalin yahşidir
Geldim gördüm nişandadırİpek çarşaf başındadırOn dört on beş yaşındadırHüsnün cemalın yahşidirÜzünde halin yahşidir Geldim gördüm bulagdadır El üzünü yumakdadır Gizil üzük barmagdadır Hüsnü cemalin yahşidir Üzünde halin yahşidir
Sona'yı bir su kaynağının başında görmüştür.
Eline yüzüne su vuran Sona tüm güzelliğiyle betimlenir. "Resim şiir", "tablo şiir" anlayışıyla dile getirilir. Türküde görsellik öne çıkmakta.
Bir anlamda "sinema tekniği" denebilecek özellikler var türkünün sözlerinde. Dilin, Türkçenin dinleyiciye yansıması bu ilk dinleyişte. Giderek sözleri saran, sarmalayan; sözlerle bütünleşen ezgi yakanı da dinleyeni de duygudan duyguya, gönülden gönüle, renkten renge büründürüyor…
Halk şiirinde "semai" dediğimiz heceler kümesiyle oluşmuş türkü. Biçim, Azerbaycan yazınında bizde olduğu gibi yaygındır.SÜREYYA'nın sözleri:Seher vahdi sen tarlaya gedendeSes yayılır dörte bir yana SüreyyaElindeki gonca gülü derendeSen gelesen bizim ele Süreyya Emelin azad dileyin azad Ay eller gızı Bu şirin ülkenin Mehriban gızıGızlarının medreseye gedendeAşıg oldum cemalına SüreyyaElindeki gonca gülü derendeSen gelesen bizim ele Süreyya Emelin azad dileyin azad Ay eller gızı Bu şirin ülkenin Bendovar gızıTürküyü ben çoğunca Nuray Hafiftaş'tan dinliyorum…
Türkünün ilk iki dizesindeki görselliğe bakın… Sonra da imgeye, çağrışıma: Seher vakdi sen tarlaya gelende / Ses yayılır dörte bir yana Süreyya… Ben ne diyeyim ki…
Ne desem bu denli etkili olur mu…
