PISA 2025 Türkiye’ye iki farklı hikâye anlatıyor. Birincisi gurur verici: Türkiye uzun vadeli düşüş yaşayan OECD dünyasının tersine üç temel alanda yükseliyor; fen ve okumada OECD ortalamasını aşmış durumda.
İkinci hikâye ise bizi rahatsız etmeli: Bu ilerleme bütün öğrencilere aynı hızda ulaşmıyor. Sosyoekonomik fark bazı alanlarda büyüyor, en güçlülerle en zayıflar arasındaki mesafe açılıyor ve çok yüksek bir devamsızlık oranı var.
Eğitim politikasının bundan sonraki aşaması “Türkiye’nin PISA puanını nasıl yükseltiriz?” sorusu olmamalı. O sorunun yanıtında önemli mesafe aldık.
Yeni soru şu olmalı:
“Bir çocuğun ailesinin geliri, yaşadığı mahalle ya da gittiği okul, geleceğini ne ölçüde belirliyor ve biz bu kaderi eğitim yoluyla gerçekten değiştirebiliyor muyuz?”
Çünkü iyi bir eğitim sistemi yalnızca en başarılı çocuğunu daha ileri götüren sistem değildir.
İyi eğitim sistemi, en dezavantajlı çocuğunun önündeki mesafeyi abilen sistemdir.
PISA 2025 bize başarı için sevinebileceğimiz bir neden verdi. Şimdi o başarıyı eğitim adaletine dönüştürme zamanı.
Kısa metodolojik not
PISA 2025’in Türkiye uygulamasına 203 okuldan 7.702 öğrenci katıldı. Bu örneklem yaklaşık 920.900 öğrenciyi ve Türkiye’deki toplam 15 yaş nüfusunun tahminen yüzde 72’sini temsil ediyor. PISA örgün eğitim kapsamındaki hedef öğrenci nüfusunu ölçtüğü için, okul dışında kalan gençler eşitsizlik analizinde ayrıca düşünülmeli.
• OECD, “PISA 2025 Results (Volume I): Türkiye – Country Note”, 8 Eylül 2026. OECD Türkiye ülke notu
• OECD, “PISA 2025 Results (Volume I) – Student Performance”, 8 Eylül 2026. OECD PISA 2025 ana raporu
• Millî Eğitim Bakanlığı, “PISA 2025 Sonuçlarına Göre Türkiye, Her Alanda En Fazla Yükselen Ülke Oldu”, 8 Eylül 2026. MEB açıklaması
