Giresun'da yaşıyoruz. Mahallede mecbur herkes Giresunlu. Geçmişte on yıl kadar Ordu'da ikamet ettim. Semt ahalisi tamamen Ordulu idi. Eskiden pek ender Japon gelin falan gelir, müthiş sempati toplardı konu komşudan. Şimdi böyle şeyler olmuyo, yerlerine Suriyeli ve Afgan konuklarımız var… Bir de… Tipinden kılığından, sessizliğinden sempatik görünmeye çalışmasından net olarak kendini belli eden cia ajanı ejnebi bir herif var. Dua ediyorum; dostlukla, helalleşerek falan bir an önce dönseler evlerine.*** Uzun yıllarımı tüketen İstanbul'da ise daha bir farklıydı yaşam. Aynı sokakta; Karadenizlisi, Egelisi, Trakyalısı, Doğulusu, dahası Rumu-Ermenisi-Yahudisi, çok kıymetli dostlarla bir aradaydık. Gündelik hayatın, komşuluğun, esnaflığın, şunun bunun milyon tane duygusunu paylaşmış olmak bir yana… Yüreğimde duran en güzide nokta Beşiktaş maçlarına gittiğimiz ekipti… Benceez Karadenizli, diğerleri Bolulu, Şileli, Erzincanlı, Bandırmalı ve Ermeni, kızlı erkekli can dostlarım. İstanbul / Ortaköy'den söz ediyorum. Selam olsun Beşiktaş Çarşı'sına. Dünyanın en büyük tribününe…***Bunlar yaşandı bitti. Kimimiz öldü, kimimiz gocadı, kimimizin telefonunu kaybettik. Koptuk.Özlemi kaldı içimizde. Anılar, anılar, anılar… Ne acıdır bir daha hiç görüşemeyecek olmak.***Yılları sayamayacak kadar yorgun artık beynim. Bir halk türküsü anlatsın hallarımı; "çok hasretlik çektim bağrım eziktir"… O yüzden mi bilemiyorum tam, kopuştan 25 sene sonraya mı denk geldi Seksenler dizisi, neydi? Birdenbire hayatımı kuşattı.*** Kimse sanmasın ki, konu sıkıntısı çeken bir senarist… Anadolu'nun her bölgesine şirinlik pazarlayan bir yapımcı… Uydurdu bunları. Hayır! 1980'lerin İstanbul'unda o hayatlar, o komşuluklar birebir yaşandı kardeşlerim. Burnumuzun direği sızlayarak, hem ağlayıp hem gülerek izledik; bu vatanın gelmiş geçmiş en iyi tv dizisini. İzmirli kaaveci, Trakyalı pastaneci, Erzurumlu bekçi, Trabzonlu komiser, Adanalı kebapçı… Hepsi gerçekti. Dizi, içlerimize işledi. Örneğin televizyon nedir bilmeyen ben bile, baştan sona 2-3 kez izledim. Ve bitti bigün, her güzel şey gibi.*** Bu bitişte, oyuncuların vefatlarının büyük etkisi oldu kuşkusuz. Tadı tuzu kaçtı işin. Yoklukları, moral bırakmadı kimsede. Senaryodaki adlarıyla yazayım mı? Fehmi Baba, Niyazi, Seyfi, Bakkal Mehmet… Tümü, mahalleden cenaze çıkmış gibi üzmedi mi hepimizi? En son daha yeni, Ergun plak vefat etmesin mi bir de? Söylemeye dilim varmaz, evimizden birini yitirdik gibi oldu aynı. Gözümüzün yaşı dinmedi bitürlü. Bu yazı o buruklukla yazılıyor. Çok hüzünlüyüm, çok.*** Sanatçı ölümleri toplumu tümüyle sarsar. Olması gereken budur, alışkınız da ayrıca. Kimleri kimleri yitirmedik ki? Ama Seksenler dizisinin kahramanlarının vefatı çok daha başka bişeydir. Ölen, dünyalarda emsalsiz eski Türkiye'dir. Ölen, o görkemli mahalle kültürümüzdür. Ölen, bir daha yaşanması mümkün olmayan güzel günlerimizdir. Anadolu'daki tüm mahallelerin başı sağolsun.
MAHALLE
Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
