1. Haberler
  2. Genel
  3. Fındıktaki Sömürü

Fındıktaki Sömürü

Fındıktaki Sömürü
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

Fındıktaki Sömürü
Fındıktaki Sömürü
veya linki kopyala

Ekonomi, siyaset ve sosyoloji gibi disiplinleri tahsil edenler, ekonomi, siyaset ile ilgilenenler bilirler: Kapitalizmin ilk evresindeki sermaye birikiminin iki temel kaynağı vardır. Birincisi, yakın-doğu, uzak-doğu başta olmak üzere kendisi fakir ama zengin hammadde varlığı olan diyarlardan ucuz değil, çok ucuz bir bedelle işlenmemiş maddeyi alarak işlendikten sonra pahalı değil, çok pahalı olarak dünyanın belli başlı memleketlerine malın satılmasıyla elde edilmesidir.

İkincisi ise kapitalizmin başlangıç ülkesi İngiltere'de üretimde çalıştırılan işçilerin ucuz değil, çok ucuza çalıştırılmasından elde edilen sermaye birikimidir. Bu sömürü nasıl işlemektedir: Kendilerinin işçi olduğunu bilmeyen işçiler, günde 18 saat çalışmaktadır. Bu çalışmanın karşılığında aldıkları ücret, barınma ve beslenme masraflarına gitmektedir.

Daha doğrusu işverenin işçiye tahsis ettiği derme çatma yerlerde kalıp yine işverenin satışını yaptığı dükkânlardan yiyecek ve içecek satın alıp ay sonunda alacağı ücretle barınma ve beslenme giderlerinin mahsubundan sonra işçiye bir para kalmaması üzerine kurulu bir vahşi sömürü düzenidir. Özcesi “Fabrikamda çalış, ye ve iç, sonunda bir ay nefes almış olursun. Yoksa aç kalır ve ölürsün” denilmektedir.

***1700'lü yıllardan itibaren Giresun ilinden fındık ihraç edilmektedir. İlk önce Batum üzerinden Rusya'ya oradan Almanya'ya, Almanya'dan da İngiltere, Fransa başta olmak üzere Avrupa diyarlarına satılmaktadır. Cumhuriyet öncesinde Almanya, İngiltere ve Fransa'ın egemenliğinde bir takım Levantenler, Giresun başta olmak üzere Doğu Karadeniz bölgesine yerleştirerek fındık ticaretini ele geçirmişlerdir.

Fındık ticaretinin başat oyuncusu olmuşlardır. Bu dönemde ülke kavramı oluşmadığı için din üzerinden tasnif gerçekleşmektedir. Alıcılar ve aracıların yanında işbirlikçileri varken karşılarında yalnızca üreticiler bulunmaktadır.

Üreticilerle aynı dine mensup olsalar da işbirlikçiler, karşı tarafın hizmetindedir. Üretici, sattığı ürünün parasını almakta zorlandığı gibi işbirlikçilerin aynı zamanda tefeci olması nedeniyle boğaz tokluğuna çalışmaktadır. İngiltere'de olduğundan farklı olarak barınma yeri verilmesine ihtiyaç duyulmayan üretici, bir yıl çalışıp ürettiği fındığını tefeci-işbirlikçi tayfasına sattığında elinde para kalmamaktadır.

Aynen İngiltere'de işçilerin yaşadığı gibi… Bu zincir 1935 yılından itibaren kırılmaya başlamıştır. Üretici Fiskobirlik'e ürününü satmaya başlamasıyla sömürü azalmıştır.

1980 yılına kadar üreticinin kısmen de eline bir parça para geçmiş ve tefecinin boyunduruğundan kurtulma süreci işlemiştir. Ancak fındık üreticileri ve örgütleri 24 Ocak kararlarından sonra yaklaşık 20 yıl arafta yaşamıştır. Bu dönemde kamu otoritesi kararsızlık içindedir.

Daha doğrusu siyasetçiler oy kaygısıyla Fiskobirlik'i devreden çıkaramamış, destekleme alımları sürmüştür. Düyûn-ı umumiye memuru gibi görev yapan Kemal Derviş'in 2000 yılından itibaren uygulamaya soktuğu politikalardan sonra Fiskobirlik'in kapısına kilit vurulmuştur! Bu tarihten sonra Fiskobirlik destekleme alımı yapamaz duruma gelirken yabancı şirketlerin ve işbirlikçilerinin önü açılmıştır.

Üretici, bu gelişmeleri algılayamamıştır. 2000 yılında uyarı yapmamıza karşın hiçbir üreticiden ve örgütlerinden ses çıkmamıştır. Bugün piyasada maliyetinin üçte birine fındık alımı yapılmasının temel nedeni, budur.

Bugün itibariyle fındık üreticisi günde 18 saat karın tokluğuna çalışan işçiden daha fazla sömürülmektedir. Çünkü İngiltere'de 18 saat çalışan işçi emeğinden başka bir şeyi, işverenin hizmetine sunmamaktaydı. Fındık üreticisi ise yalnızca emeğini değil, bir yıl içinde yaptığı giderleri, bahçesinin varlığını hiçbir bedel karşılığında olmadan işbirlikçilere, aracılara ve yabancı tekellere sunmaktadır.

Sömürünün vahşiliğini, üretici olan ve olmayan herkesin algılaması gerekir. *** “-mış gibi” yaparak Cumhuriyete sahip çıkılamaz. “-mış gibi” yaparak bayramlar kutlanamaz.

İçi boş bayram kutlamanın bize hiçbir şey kazandırmayacağını bilmeliyiz. Cumhuriyet ile kurumlarının ve bayramların anlam derinliğini algılamalıyız. Cumhuriyet, fındık üreticine sahip çıkmıştır.

Fındık üreticisi ise cumhuriyetin kurumlarına sahip çıkamamıştır. Cumhuriyetin kurumlarına sahip çıkmadan kendimizi koruyamayız. Bir cumhuriyet kurumu olan Fiskobirlik'e sahip çıkmadan fındık üreticisi kendisini koruyamaz.

Fındık üreticisi, bu vahşi sömürüden kurtulabilmesi için sınıfsal özünü öğrenmesi, algılaması ve çözümlemesini yapması gerekli ve zorunludur. Bu çözümlemelere göre yeniden örgütlemenin yolunu açmalıdır. Fındık üreticisi sahipsizdir, kendi öz gücünü fark etmeden kurtulması mümkün değildir.

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
Fındıktaki Sömürü
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et