Kontrol edemediği bir durum üzerinde sürekli düşünmek ise kaygıyı daha da artırabiliyor.
Psikolojide 'algılanan kontrol' kavramı, kişinin sonuçlar üzerinde ne kadar etkisi olduğunu düşündüğüyle ilgili. Stresle daha iyi mücadele eden kişiler genellikle değiştiremeyecekleri koşullar üzerinde uzun süre takılı kalmak yerine, kendi kontrol alanlarına yöneliyor.
Örneğin iş yerindeki bir karar üzerinde etkisi olmayan bir kişi, sürekli bu kararı düşünmek yerine kendi yapabileceği işleri planlamayı tercih edebiliyor. Bu yaklaşım hem çaresizlik hissini azaltıyor hem de problem çözme davranışını destekliyor.
Stres Sonrasında Daha Hızlı Toparlanıyorlar
Stres yalnızca zihinsel bir süreç değil. Vücut da stres karşısında kalp atış hızının ve kan basıncının artması gibi çeşitli fizyolojik tepkiler veriyor.
Önemli olan noktalardan biri ise stres faktörü ortadan kalktıktan sonra vücudun ne kadar hızlı normale dönebildiği. Dayanıklılık üzerine çalışan psikolog George Bonanno'nun araştırmaları, psikolojik dayanıklılığın önemli bir bölümünün koşullara göre kendini ayarlayabilme becerisiyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Yani stresle güçlü şekilde başa çıkmak, hiçbir zaman gerilmemek anlamına gelmiyor. Asıl mesele, gerilim yaşandıktan sonra yeniden dengeye dönebiliyor olmak.
Doğru Zamanda Sosyal Destek Alıyorlar
Stresli dönemlerde çevreden destek almak da önemli bir koruyucu faktör. Ancak burada yalnızca çok sayıda insan tanımak değil, ihtiyaç duyulduğunda doğru kişilerden destek isteyebilmek önem taşıyor.
Stresle daha iyi başa çıkan kişiler yaşadıkları problemi tamamen tek başlarına çözmeye çalışmak yerine, gerektiğinde yakınlarından yardım veya duygusal destek isteyebiliyor. Aynı zamanda sürekli başkalarından güvence beklemek yerine kendi başa çıkma becerilerini de kullanıyorlar.
Sosyal bağların stres üzerindeki etkisi, psikoloji araştırmalarında uzun süredir dikkat çeken konulardan biri. Güven duyulan insanlarla kurulan sağlıklı ilişkiler, stresli deneyimlerin ardından duygusal toparlanmayı kolaylaştırabiliyor.
