BULMAK

BULMAK
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

BULMAK
BULMAK
veya linki kopyala

Vakitliceydi epey. Hava çoktan kararmıştı. Nerden gelip nereye gittiğimi bilmem, bir garip derviş misali hiçbi zaman da bilmedim, bitek ben var idim dolmuşta.İki oğlan bir kız bindiler.

Kız, sırt çantalı. Erkeklerin biri, eli valizli… Otogardan geçer mi dediler.

Üçüncünün ev saabı olduğunu, uğurlamaya geldiğini düşündüm.Yol boyu pek konuşmadılar.***Anlayamadım yani; üniversite çağındaki bu üç sevimli kerata kimdiler, öğrenci mi… Yaz dinlencesi bitimi okullarına mı dönmekteydiler… Kızla oğlan sevgili miydiler…

Ötekisi ortak bir kanki miydi?Renk vermediler.Gece dolmuşunda yaşananlar önemlidir. Bir memleketin hikayesinin ipuçlarıdır; karanlık, giden ve kalan…Ve para üstü denen şey.***Örneğin benim başıma genelde gülünç şeyler gelir dolmuşta. Bir kezinde sürücü kardeşim tanıdı beni.

"Sen Gürsel Ekmekçi değil misin, biz durakta her hafta okuyoz seni abi" dedi. Tepe lambasını söndürdü. 2 tane bira aldı geldi.İçtik mecburen.

Bir edebiyatçı, zaten böyle bir olasılık için yaşar. Sevgi denen ödülünü dolmuşta, parkta, mendirekte, çay ocağında alır. Giresun'da, denize karşı, bir üniversite daha bitirdiğim gecedir, selam olsun.***Bu kez hüzün doldu içlerim fakat.Yolculuk, öyle sanıldığı gibi pek de matah bişey değildir.

Ayrılık içerir çünkü. Hele ki valiz, katlanmış giysiler, evlerin ışıkları, mola yerleri falan… Yürek dağlayıcıdır.Kendi gidiş gelişlerim düştü aklıma.

Madem çok ısrar ettiniz, anlatayım, gelin.***Daha bebecikken göz kontrollerim için Ankara'ya gitmelerle başladı yolculuklarım. Yıllar çabucak aktı, üniversite yaşamım, İstanbul seyahatlerim… İstemesem de büyüdüm goca herif oldum, Ülkerdi Gimaydı iş için bütün yurdu dolanmalarıma dönüştü…Geriye dönüp baktığımda müthiş bir yorgunluk görüyorum.

Timur Selçuk hocamızın olağanüstü bestesi gibiyim aynı; "hayatın yorgunuyum ben rahat vurgunuyum ben". (Sözler kime ait, aklımda kalmamış? Az biraz Attila İlhan gibi dursa da emin değilim) Karadeniz çocuğuyum övünmek gibi olmasın.

İçinde deniz olmayan şehri kabullenemedim hiç. Kuşkusuz ki vatanımın her yeri kutsaldır, doğusuna batısına ortasına kurban olurum, ama sisli puslu soğuk geceler içeren, sadece otobüs pencerelerinden anlık görülüp geçilen yerleşim birimleri hep içimi acıtmıştır.Neredeyim ben, nereye gidiyom yahu duygusu, salt yol keyfi değildir. Aksine, yetimlikten biraz hallicedir.Kimse abartmasın gezmeyi tozmayı.***Sevdiceğim bile kızıyo bana, ne anlıyorsun şu Millet bahçesinde oturmaktan deyu.

Oysa, Asmalımescit'te oturuyom ben, karşımda Orhan Veli, solumda Sait Faik, sağımda Turgut Uyar falan.Ayaklarım Giresun'da olabilir. ***Üç genç. İki oğlan bir kız.

Önce onlar mı indi, ben mi, anımsamıyorum. Beni valizli günlerime götürdüler. Üzüldüm.

Olup biten budur.Bu sefer de Ruhi Su'nun dizelerinden yardım alayım;Gitsin, gitsin de gelmesin o günlerÇocukluğum geliyor aklıma.***Bunca yolculuklarımın tek yararını gördüm. Giresun, Türkiye'nin en güzel şehridir. Giresun mizahı, Türkiye'de bir numaradır.

Ödün vermeyeceğim bir yaşam deneyimidir bunlar.Ve sizden ricam. Gece vakti Teyyaredüzü yönüne de gidin, Aksu yönüne de. Denizi görmedikten sonra, oraların, otobüsle geçilen Çorum'dan, Merzifon'dan farkı yoktur.

Güzel mi güzeller. Renkli mi renkliler. Ama asla Giresun değiller.

Benim şehrimin böyle bir büyümeye ihtiyacı mı vardı?***Yaşamın gerçeği başkadır dostlarım.Belki de öğrenci sandığım bu gençler, bizim buralara fındık toplamaya geldiler. Ve gittiler.Onun hikayesi ayrıdır.Bana yazdırmayın, beceremem.

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
BULMAK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et