1. Haberler
  2. Genel
  3. 1935 Yılındaki Tespitler ve Günümüz

1935 Yılındaki Tespitler ve Günümüz

1935 Yılındaki Tespitler ve Günümüz
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

1935 Yılındaki Tespitler ve Günümüz
1935 Yılındaki Tespitler ve Günümüz
veya linki kopyala

Bir önceki yazıda fındık ekonomi tarihinin bilinmesi gerektiğini dile getirmiştim. Bu bağlamda katkı sağlamayı sürdürelim: Fındık üreticisi öncelikle 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Kanunu iyice bilmelidir. Kanun, 1935 yılındaki koşullara ayna tutmaktadır. Yasanın hükümlerini bilmek yetmez. Hem genel gerekçesini, hem de madde gerekçelerini anlamak gereklidir. Yalnızca anlamakta yetmez. Aynı zamanda altında yatan felsefi yaklaşımı da algılamak zorundayız. Kanunun, genel gerekçesinden, bir pasaj aktaralım: Gerekçede, günümüz diliyle “Yalnız üretimde bulunmak başlı başına amaç değildir. Yapılan üretimi uluslararası piyasaların verdiği olanak dâhilinde verimli koşullarla satabilmek lazımdır. Satılamayacak, sürdürülemeyecek bir üretime para ve emek sarf etmek şahsi ve milli bir israftır. Şüphesiz ki, bu çetin sahada bütün senelik emeği kıymetlendirecek olan bu devrede başarı: örgütlenme, güç ve dayanışmadan yoksun tek bir üreticiden daha çok dayanışmayla hareket eden topluluğun birliğidir. Bugünkü koşullar içinde Türk üreticisi, spekülasyon veya alacakları aracılığıyla piyasaya istediği gibi hükmeden ve fiyatların zararlı dalgalanmasına neden olan aracılar dolayısıyla yetiştirdiği ürünler gerçek değerine sahip olamamaktadır. Gerekçenin kolladığı amaç, hakiki uluslararası fiyatların elde edilmesini kolaylaştıracak bir örgütlenmedir… Tarım satış kooperatifleri, yerli ve yabancı ihracat firmaları ve şirketlerinin; Türk üreticisinin bütün senelik zorlu emeğinin maddi ifadesi olan ürünlerini en uygun fiyatlarla satabilmesi için meşru ve uyumlu bir rekabetle yarışmaları istenmektedir… Maksat, Türk üreticisinin yetiştirdiği ürünleri gerçek değerinden daha düşük bir fiyatla ve vaktinden önce satmasına ve muhtelif sebepler dolayısıyla alivre satışları, üretici ve memleket aleyhine suiistimal edilmesine engel olmaya çalışmaktır…” tespiti, değerlendirmesi ve açıklaması yer almıştır. (Kaynak: TBMM zabıtları, komisyon tutanakları) ***Yasanın genel gerekçesinden görüleceği üzere üreticinin emeğinin karşılığını gerçeğe uygun biçimde alması; satılamayacak bir üretiminin yapılmaması, üretimin israf olmaması; uluslararası piyasaların olanakları çerçevesinde davranılması; üreticinin bireysel davranışıyla emeğini değerlendirmesinin mümkün olamayacağı, mutlaka dayanışmayla bir örgüt içinde olması; aracıların spekülasyon yapması, güçlü sermaye yapısına sahip olanların fiyatların zararlı dalgalanmasına neden olması, piyasa oyuncuları ve alacaklıların aynı zamanda tefeci olması nedeniyle ürünlerin gerçek değerinden satılmasının mümkün olmadığı; uluslararası fiyatların elde edilmesinin sağlanması; bu fiyatların elde edilebilmesini sağlayacak bir örgütlenmenin amaçlandığı; tarım satış kooperatifleri en iyi fiyatı sağlarken hukuki çerçevede dürüst ve uyumlu bir rekabetin istendiği; üretici ve memleket aleyhine fiyat oluşmasının engelleneceği anlaşılmaktadır. Özcesi, üreticinin, bireysel davranış göstermeyerek, örgütlü bir dayanışma yoluyla kurtuluşa erişmesidir. Nitekim 1938 yılından 1963 yılına değin bu dayanışmalı örgütlenmenin örneğini yaşamıştık. Tarım satış kooperatiflerinin dönemin tarımsal ihraç ürünleriyle ilgili piyasada örgütlenmesinin öngörüldüğü de açıktır. Fiyat istikrarının sağlanması hedeflenmiştir. Üreticinin büyük küçük olması yönünden bir ayrım yapılmadığı ortadadır. Yasanın hedefinde hem ulusal çıkarların korunması, hem de üreticinin gelirinin artırılması bulunmaktadır. Üreticinin ve ülkenin çıkarları korunurken karşılarında konumlanan aracıların, tefecilerin ve ihracatçıların, iç ve dış alıcıların da üretici örgütü ile hukuki, eşit bir rekabet yapmalarına olanak sağlanacağı anlaşılmaktadır. *** 1935 yılındaki saptama ve değerlendirmeden sonra günümüzdeki durum ile karşılaştıralım: Öncelikle üreticinin bir dayanışma örgütünden yoksun olduğunu; mevcut örgütün bir dayanışma göstermediğini; üretici dayanışmadan yoksun olduğu için iç ve dış alıcılarca uygulanan zararlı fiyat dalgalanmasının önüne geçilmediği, üreticinin zararlı fiyat dalgalanmasına kapılarak yok olduğu; üreticinin kaderinin iç ve dış alıcıların iki dudağı arasında olduğu; iç ve dış alıcıların spekülasyon yapmasının önüne geçilmediği, önceki yıl fındık 280-340 lira aralığında satılırken bu sene 180-200 lira aralığında fiyatın oluşmasının önemli ve güncel bir örnek olduğu; fiyat istikrarının olmadığı; günümüz fiyatlarının tümüyle üreticinin aleyhine olduğu; tarım satış kooperatiflerinin en iyi fiyatı verme olanağının olmadığı, Fiskobirlik'in iç ve dış alıcılar ile hukuki, dürüst ve uyumlu bir rekabet yapma koşullarının var olmadığı; bütün bunların üstüne üretici ve memleketin aleyhine fiyat oluşmasının engellenmediği açıktır. Bırakın adil, dürüst ve uyumlu bir rekabeti Fiskobirlik'in piyasa oyuncusu dahi olmadığı gerçekliği ile karşı karşıyayız. İşte 1935 yılından 2026 yılına kadar geçen 90 yılın sonunda geldiğimiz düzey budur: Bugün fındık üreticisi 1935 yılından daha geri durumdadır. Hem üreticinin hem de ülkemizin çıkarlarının korunmadığı bir ortamda üreticinin ürününün değerinin olması mümkün değildir. Yasa gerekçesi, kurtuluş yolunu da göstermiştir. Dayanışmalı bir örgütlenmeye gereksinim vardır. Ulusal bir bakış açısı ve ekonomi politikası şarttır. Uluslararası rekabete uygun bir örgütle üreticinin gelirinin artırılması mümkündür. 1935 yılında yapılan tespitler göz ardı edilerek bugünün koşullarıyla kurtuluş mümkün değildir.

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
1935 Yılındaki Tespitler ve Günümüz
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et