İki tenisçinin maç ortasında yaptığı bu çağrı, olayı sporcuların da sahiplendiği bir tartışmaya dönüştürdü. Wimbledon'ın kararı da bu tablonun ardından geldi.
Karar, içerik üreticilerinin Wimbledon'a seyirci olarak gitmesini engellemiyor. Ancak “içerik üreticisi” statüsü, gazetecilere ve yayıncılara açık olan resmî basın erişiminin kapısını aralamayacak. Oyuncuların dikkatini dağıtabilecek ring light gibi ekipmanların turnuva alanına alınmaması, gerektiğinde girişte muhafaza altına alınması planlanıyor.
ABD Açık erişimini büyütmek için kapılarını creator ekonomisine açarken Wimbledon çok daha kontrollü bir modelde ısrar ediyor. İki Grand Slam arasındaki bu fark, spor organizasyonlarının önündeki soruyu da netleştiriyor: influencer'lar tribün kültürünün yeni anlatıcıları mı olacak, yoksa oyunun önüne geçen aktörler olarak mı görülecek?
