Læsø’de yüzyıllar boyunca önemli bir gelir kaynağı olan tuz üretiminde tuzlu suyun kaynatılması için çok büyük miktarlarda yakacak odun kullanıldı. Yoğun tüketim zaman içerisinde adadaki ormanların büyük bölümünün yok olmasına yol açtı. Kerestenin kıt hale gelmesi yalnızca yakıt üretimini değil ev inşasını da zorlaştırdı.
Ada halkı bunun üzerine kıyıya vuran gemilerden ve çevredeki sığlıklarda kalan enkazlardan ahşap toplamaya başladı. UNESCO’nun aktardığına göre günümüzde korunan geleneksel yapılarda yerel taş ve kilin yanı sıra gemi enkazlarından çıkarılmış kerestelere de rastlanıyor.
Çatılar içinse adanın kıyısında bol miktarda bulunan eelgrass, yani deniz çayırı kullanıldı. Özellikle kış fırtınalarından sonra sahile vuran bitkiler toplanıyor, kurutuluyor ve birbirine dolanarak çok kalın katmanlar halinde ahşap konstrüksiyonun üzerine yerleştiriliyordu.
Çatı yapımının özellikle adadaki kadınlar tarafından geliştirildiği ve uygulandığı belirtiliyor. Bazı yapılardaki deniz çayırı tabakası yaklaşık iki metre kalınlığa ulaşırken çatının toplam ağırlığı 35-40 tonu bulabiliyor. Malzemenin yüksek tuz içeriği çürümeye ve zararlılara karşı direnç sağlarken kalın yapı aynı zamanda doğal bir yalıtım oluşturuyor.
