Ziya Paşa, 1870'de kaleme aldığı Terkib-i Bend adlı eserinin dokuzuncu bölümünde nasihat ile yola gelmeyenlere bu şekilde seslenir. Yani tatlı sözle yola gelmeyenin azarlanması gerektiğini söyler, azarın da işe yaramaması halinde “Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” diyerek meselenin varacağı noktayı müjdeler. Türk denizciler Savaş Çakar ile İlker Lazoğlu'nun Karadeniz'de görev yaptıkları gemilerde Ukrayna dron saldırıları sonucu hayatlarını kaybettiklerini geride bıraktığımız iki haftada bu köşeye taşımıştım.
Ukrayna yönetimi Türk kamuoyundan yükselen tepkilere duyarsız kaldığı gibi 26 Ağustos Çarşamba günü “Lider Bordo Mavi” gemisine 3 dronla saldırı düzenlendi. Ukrayna ordusu bununla da yetinmedi, vurulan gemiyi Türkiye'ye çekmek üzere bölgeye gönderilen “L Kocatepe” gemisi de 27 Ağustos Perşembe gecesi yine Ukrana dronlarının saldırılarına hedef oldu. Çok şükür bu saldırılarda yeni can kayıpları yaşamadık.
Ancak gemilerin görüntüleri bir gerçeği bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyordu. Ukrayna saldırıları, Türk gemilerini Rusya'ya sefer yapmaktan alıkoyma maksadını bir kez daha aşmıştı. Dronlar doğrudan gemilerin yaşam alanlarını, yani kaptan köşkünün, yemekhane ve yatakhanelerin bulunduğu noktaları hedef almıştı.
Bu barbarca yaklaşımı Hürmüz Boğazı'nda İran bağlantılı gemilere yönelik ABD saldırılarında dahi görmek mümkün değil. Nitekim son iki saldırı üzerine Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal Dışişleri Bakanlığı'na çağırıldı. Bu davetin ardından Ukrayna tarafından “bu saldırıları biz yapmadık” şeklinde bir açıklama gelmediğine göre “sükut ikrardan gelir” desturu doğrultusunda Kiev yönetiminin suçlarını kabul ettiğini rahatlıkla farz edebiliriz.
Hatta bunun da ötesinde Ukrayna saldırısında yaşamını yitiren denizci Savaş Çakar'ın ağabeyi Abbas Çakar'a, Ukrayna İnsansız Kuvvetler Komutanı Robert Brovdi tarafından yollanan cevabi elektronik postadaki “Hak ettiğini aldı” ifadesinin de artık şüpheye yer bırakmayacak şekilde bu şahsa ait olduğunu da ifade etmemizde sakınca yoktur. Ukrayna'nın önünü arkasını düşünmeden yürüttüğü bu saldırılar Karadeniz'de yeni tehlikeleri de beraberinde getirmekte.
KARADENİZ'DE HAYALET GEMİLER Nitekim haftasonunda Samsun'un Alaçam ilçesinin Geyikkoşan mevkiinden gelen bir görüntü büyüyen tehlikenin boyutunu anlatan son delildi. Rusya'nın Novorossiysk Limanı açıklarında Ukrayna dronlarının saldırısına uğradığı anlaşılan Hong Kong bandıralı “M/T Golden Sapling” adlı gemi Samsun'da kıyıya oturdu. Saldırının ardından gemideki 21 mürettebatın “Maran Pythia” adlı Yunan bandıralı petrol tankeri tarafından kurtarıldığı dikkate alındığında en son 26 Ağustos'ta sinyal alınan geminin en az 2 gün boyunca yüzlerce kilometre başıboş şekilde sürüklendiği sonucuna varabiliriz.
Ukrayna'nın sorumsuzca saldırıları Karadeniz'deki her türlü seyrüsefer güvenliğini, yolcu gemilerini tehdit eder hale geldiği gibi ağır çevre kirliliğine yol açabilecek kazaları da bünyesinde barındırıyor. Karadeniz'de bu gelişmeler yaşanırken Wall Street Journal gazetesinde de ilginç bir haber yayınlandı. Kiev yönetimi tarafından sızdırılmış olması muhtemel habere göre Rusya ele geçirdiği bazı Ukrayna kamikaze dronlarını tamin ettikten sonra sahte bayrak operasyonları için NATO ülkelerine saldırılarda kullanabilirmiş.
Baltık ülkeleri, Romanya, Bulgaristan ve Moldova'da son 1 yıldır yaşananlara bakacak olursak Rusya'nın sahte bayrak operasyonu düzenlemek gibi bir kaygısının olmadığını, İran ile ortaklaşa üretip geliştirdikleri Şahid-136 tipi kamikaze dronları saldırılarında açıkça kullanmaktan imtina etmediklerinin artık çocuklar bile farkında. Kiev yönetimi beğense de beğenmese de Karadeniz'de seyir güvenliğinin yeniden sağlanmasına yönelik bir Türk girişimi yolda.
KARADENİZ'DE SEYİR GÜVENLİĞİ MUTLAKA TESİS EDİLECEK31 Ağustos günü İstanbul'da Mekke Savunma İttifakı'nın taraflarını biraraya getiren toplantının ardından basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin kuzeyindeki savaşın bir yıpratma savaşı niteliğinden çıkıp “yok etme savaşına” dönüştüğüne dikkat çektikten sonra Karadeniz'in güvenliği için “Tahıl Koridoru Anlaşması”na benzer bir çalışmanın yürütüldüğünü duyurdu.
Fidan'ın bu sözleri Chicago Borsası'nda anında karşılık buldu. Buğday vadeli işlem kontratlarının değerinde düşüş meydana geldi. Mısır fiyatları da eş zamanlı olarak düştü.
1 Eylül günü ise Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi için Kırgızistan'da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko ve Rusya Devlet Başkanı Putin ile aynı karede görüntülenmesi, Rusya-Ukrayna Savaşı'na dair yeni bir barış girişiminin gündeme geleceğine dair ümitleri artırdı. Bir müzakere ihtimali söz konusu olmasa bile en azından Karadeniz'de seyir güvenliğinin sağlanacağına dair beklentiler artmış durumda.
25 Ağustos günü Türk Hava Kuvvetleri'nin Batı Karadeniz üzerindeki gövde gösterisini de yaşanan gelişmelerden bağımsız düşünmek mümkün değil. Bandırma'da konuşlu 6'ncı Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan havalanan “Yarasa” ve “Zıpkın” filolarından F-16'ların verdikleri mesajın ilgili başkente ulaştığını ümit edelim.
