Türkiye’deki 750 bin hektar fındık arazisinin yaklaşık 500 bin hektarının eğimli ve engebeli alanlardan oluştuğuna dikkat çeken Şenocak, tek geçim kaynağı fındık olan Doğu Karadeniz üreticisinin korunması için özel bir destek modeli çağrısında bulundu. DÜZ OVA İLE DİK YAMAÇ AYNI KOŞULLARDA DEĞERLENDİRİLEMEZDüz arazilerde maliyetlerin düşük, rekoltenin yüksek olduğunu hatırlatan Şenocak, eğimli arazilerde ise yüksek maliyet, parçalı bahçeler ve yaşlanan nüfus nedeniyle üretimin zorlaştığını vurguladı.
2009'da dekar başına verilen 100 dolarlık desteğin zamanla eridiğini belirten Şenocak; eğimli arazilerdeki üreticiye yeniden dekar başına en az 100 dolar destek verilmesini, bu desteklerin de bahçe bakımı, budama ve verimlilik kriterlerine göre dağıtılmasını istedi. FİYAT DALGALANMALARI VE İKLİM BASKISIFındıkta fiyatı arz-talep dengesinin belirlediğini ifade eden Şenocak, zirai don, aşırı yağışlar ve kahverengi kokarca zararlısının üretimi ciddi biçimde baskıladığını söyledi.
2025-2026 sezonunda fındık ihracatının miktar bazında 197 bin tonda kalmasına rağmen 2 milyar 526 milyon dolar gelir sağlandığını hatırlatan Şenocak; hem üreticiyi hem de sanayiciyi koruyacak sürdürülebilir bir fiyat istikrarının şart olduğunu kaydetti. HAM MADDE İHRACATI DEĞİL, KATMA DEĞERLİ ÜRETİMTürkiye'nin güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu belirten UFK Başkanı, fındığın yalnızca ham madde olarak satılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Şenocak; çikolata, bisküvi ve fındık kreması gibi katma değerli işlenmiş ürünlerde yerli markaların küresel pazarda desteklenmesiyle sektörün çok daha büyük bir ekonomik güce kavuşacağını vurguladı.
