Kamyon şoförlerinin yalnızca yüzde dördünü kadınların oluşturduğu sektörde, güvenlik endişeleri had safhada. Yapılan araştırmalar, sürücülerin yüzde yetmiş dokuzunun park halindeyken güvenlik tehdidi yaşadığını, güvensiz alanlarda araç park eden firmaların ise yüzde seksen beş oranında hırsızlık ve vandalizmle karşılaştığını ortaya koyuyor. Özellikle otoyol kenarlarındaki suç oranlarının artması ve sınırlardaki bitmek bilmeyen kontroller, yüksek maaşlara rağmen kişisel güvenliğin ve yaşam kalitesinin önüne geçemiyor.
Tüm bu olumsuzluklar karşısında çaresiz kalan Avrupalı şirketler, rotayı Avrupa dışındaki ülkelere çevirmiş durumda. Özellikle Hindistan gibi Asya ülkelerinden şoför ithal etme eğilimi hızla artıyor. Slovakya merkezli nakliye firmaları, aylarca süren bürokratik işlemlere ve bekleme süresindeki maliyetlere katlanarak yerel şoförlerden daha düşük ücretlere, daha uzun saatler çalışmaya razı olan yabancı işçileri filolarına katıyor.
Ancak hükümetlerin yasa dışı göçü engellemek amacıyla ehliyet denkliklerinde ve çalışma izinlerinde uyguladığı katı kurallar, küçük ölçekli firmaların bu çözüme ulaşmasını engelliyor.
Sektör temsilcileri, taşıma maliyetlerini artıran ve enflasyonu körükleyen bu derin krizin kalıcı çözümü olarak otonom sürüş teknolojilerini işaret ediyor. İnsan faktörünü ortadan kaldıracak sürücüsüz kamyonlar lojistik dünyasının en büyük hayali olsa da, Avrupa Birliği'nin katı yasal düzenlemeleri nedeniyle bu teknolojinin yollara inmesi için en az on yıllık bir süre öngörülüyor. O zamana kadar Avrupa'nın, direksiyon başına geçecek yeni yollar bulmaktan başka çaresi görünmüyor.
