Gösterinin arka planında ise romantik bir söz yatıyor. Yerel basına yansıyan bilgilere göre Ö.T., kız arkadaşına daha önce 'Seni istemeye geldiğim gün Burdur'u yakacağım' demişti. Genç, bu sözünü arkadaşlarıyla önceden planladığı gösteriyle yerine getirdi. Ancak sözün bu kadar harfiyen tutulması, iş savcılık dosyasına dönüşünce pek de romantik bir sonla bitmedi.
Türk Ceza Kanunu'nun 170. maddesinde düzenlenen bu suç, kişilerin hayatı, sağlığı ya da malvarlığı açısından tehlike yaratacak biçimde silahla ateş etme ya da patlayıcı madde kullanma gibi eylemleri kapsıyor. Suçun oluşması için somut bir zarar gerekmiyor, ortaya çıkan tehlike yeterli sayılıyor. Düğün, nişan ve asker uğurlamalarında atılan havai fişekler ve havaya açılan ateş nedeniyle benzer soruşturmalar son yıllarda sıkça gündeme geliyor.
Meşale ve havai fişeklerin binaların sıkışık olduğu dar sokaklarda kullanılması yangın ve yaralanma riskini ciddi biçimde artırıyor. Açık bir pencereye, balkona ya da park halindeki bir araca sıçrayan tek bir kıvılcım bile kutlamayı kısa sürede kabusa çevirebiliyor. Bu yüzden kontrolsüz havai fişek kullanımı yalnızca gürültü şikayetiyle sınırlı kalmıyor.
