Cemal Süreya üstada yakıştırılır; "Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim"…Şiirlerinde böyle bir dize yoktur, bir dost sohbetinde bu sözleri söylediği de kesin değildir, galat-ı meşhur deyip kabullenmek en iyisidir.***Bir zamanlar "cam kenarı / can kenarı" muhabbeti vardı memlekette. Yine Cemal Süreya'ya yüklenen… Çok uzun zamandır bunu bilen, maalesef yanlış bilen biriymişim ben de.Günün biri.
İzler dergimize Cemal Süreya sayısı yapma kararı alındı. Kapak için bu dizeler önerildi. Gençliğimde yüzmilyonbin tane şiirini okumuşum.
Düşündüm taşındım, "Hangi kitabındaydı bu şiiri" deme gereği görmeden kapaktan yer verdirdim.Kıyamet koptu! Pusuya yatıp, entelektüel anlamda hata yapmamı bekleyen ne kadar mendebur varsa, o pis dişlerini gösterdi.Dert değil. İzler Dergisi 102 nolu sayıya ulaştı bugün.
Yanıtım budur.***Edebiyatçı aleminde sonbahar yazısı yazma geleneği vardır, bilirsiniz. Yazmayanını görmedim.Bu yazı o yazı değil ama. Çünkü eylül bitmiş, takvim ekime dayanmış, sararmış yapraklar falan diye başınızı şişirmenin gereği kalmamış…Kaldı ki, zaman ve mekan kavramlarını yitirmiş bir kardeşinizim zaten.
Çoğu sabah hangi ilde, hangi evde olduğumu şaşırarak uyandıklarım bir yana, pazartesiyle salıyı karıştırıp, portakal çiçeğimin doğumgününü bir gün evvelden kutladım daha yeni…Sararmış yapraklara basmayı sevmiyorum ayrıca. O esnada çıkan ses hiç romantik falan değildir hem. Sanki canı yanıyo gibidir doğanın.
Açık gonuşayım; bu eylül, sonbahar, hüzün, ıslak şemsiye, kestaneci amca falan, sevdiceğinin garşısına geçip de seni seviyorum diyememiş bilcümle erkek gısmısının sığındığı klişelerdir.Ben en iyisi sizlere Sezen Cumhur Önal'ı salık vereyim. Çukulata renkli şarkıcı demeye bayılırdı abimiz. İşte sonbahar, direkt olarak Sezen Cumhur'da (özellikle bu sözlerinde) gizlidir.***Çok eski değil.
Bir-iki yaz önceydi. Millet Bahçesi'nde gazete okuyordum. Birden.
Tepemdeki ağaç. Rüzgar esmezken. Yapraklarını döktü.
Konfeti atılmış gibi oldu, aynen bana…Sadece tebessüm ettim ve duygulandım. Ne yapabilirim ki? Kim bilir, yüce yaradana hoş gelen ne yaptım dün?
Kedi mi sevdim, gül mü kokladım, bebiş mi öptüm, bir gönül mü kazandım, neydi?Neyin ödülüydü, anca yerin göğün sahibi bilirdi.***Yeniden edebiyata dönelim hadi.İzler'imizin yakın geçmişinde, yine bir kapaktan ötürü Tarık Akan'ın kıymetli ailesiyle dost olmak vardır. Ne mutlu bişeydir di mi? Kızı, Özlem Üregül'den gelen teşekkür telefonunu kalbimde saklıyorum.
