Bir zamanlar Süper Lig’de İstanbul takımlarının içinden geçen Giresunspor, bugün Çotanak Stadyumu’nda Aybastıspor’a 2-0 mağlup oluyor. Mesele yalnızca bir maç kaybetmek değil. Mesele, koskoca bir kulübün nereden nereye geldiği!
Dün Süper Lig’de mücadele eden, büyük takımlara karşı önemli sonuçlar alan Çotanaklar, bugün amatör futbolun yeni döneminde yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Elbette bu tablo üzücü. Ancak yalnızca geçmişin başarılarını hatırlayarak geleceği inşa etmek mümkün değil.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; doğru kadro yapılanması, disiplinli bir oyun anlayışı ve sürdürülebilir bir yönetim planı. Sezonun ilk maçından hareketle kesin hükümler vermek doğru olmaz. Eksikler giderilir, oyun gelişir, sonuçlar zamanla düzelebilir.
Futbolun doğasında bunlar var. Sezonun başıdır dersin, eksiklerin ve gediklerin zamanla ılacağını düşünür, kendini bir yere kadar avutursun. Bunu anlayabilirim.
Ancak benim asıl üzerinde durduğum konu, skorun ve saha içindeki eksiklerin çok daha ötesinde…
Deniz Hoca döneminde başladığını düşündüğüm, zamanla yerleşen ve giderek belirginleşen kaos ve gerginlik ortamı! Teknik ekipten yöneticilere, kulüp çalışanlarından yedek oyunculara ve sahadaki futbolculara kadar bu gerginliğin farklı şekillerde kendini gösterdiğine tanık oluyoruz. Tüm samimiyetimle söylüyorum: Bu ruh hâli, herkesin kendi işine odaklanmasını zorlaştırıyor.
Sanki herkes, bir tartışma çıksa da kendisini de o tartışmanın içinde bulsa diye bekliyor! Taç, korner, faul, kart… Hiç fark etmiyor. Neredeyse her kararda bir itiraz, her pozisyonda bir tartışma!
Oysa kararlara itiraz etmekle her pozisyonda tartışmanın parçası olmak aynı şey değil. Futbolun doğasında mücadele etmek, hakkını aramak ve gerektiğinde itiraz etmek elbette var. Ancak bunların ölçüsü kaçtığında takımın enerjisi oyundan uzaklaşıyor.
Konsantrasyon dağılıyor, saha içindeki disiplin zarar görüyor. Burada mesele kimin haklı, kimin haksız olduğundan çok, kulüp olarak nasıl bir yaklaşım benimsediğimizdir. Çünkü futbol yalnızca sahaya çıkıp top oynamaktan ibaret değil.
Takımın atmosferi, teknik ekibin yaklaşımı, yöneticilerin tavrı ve oyuncular arasındaki iletişim de performansın önemli bir parçası. Bu nedenle yeni sezonda çözülmesi gereken meselelerin başında, saha içinde ve saha dışında daha sakin, kontrollü ve çözüm odaklı bir anlayışın yerleşmesi geliyor. Bunun ilk adımı da teknik ekipten ve yöneticilerden gelmeli.
Sağduyu konusunda örnek olunmalı, futbolcuların enerjilerini tartışmalara değil oyuna yönlendirmeleri sağlanmalı. Çünkü oyun gelişir, eksikler giderilir, skorlar değişir. Bunlar futbolun doğal süreçleridir.
Ama kaos ve gerginlik bir takımın alışkanlığına, hatta karakterine dönüşürse onu değiştirmek çok daha zor olur. Giresunspor’un bugün ihtiyacı olan şey, yalnızca daha iyi futbol oynamak değil; aynı zamanda yeniden huzurlu, güven veren ve ortak hedef etrafında birleşen bir takım kimliği oluşturmak. Çotanaklar’ın geçmişte nerelere geldiğini biliyoruz.
Şimdi önemli olan, o geçmişe üzülerek bakmak değil, geleceği akılla, sabırla ve ortak bir anlayışla yeniden kurabilmek. Daha az tartışma, daha çok futbol… Daha az kaos, daha fazla sorumluluk! Belki de Giresunspor’un yeniden ayağa kalkma mücadelesinde atması gereken ilk adım tam olarak budur.
Kalın sağlıcakla…
