Birsen Altuntaş'a verdiği özel röportajda kızının hastalık sürecini anlatan Seğmen, Alya'nın henüz sekiz aylıkken kronik sağlık sorunları yaşamaya başladığını açıkladı. Küçük Alya'nın en ufak enfeksiyonlardan bile ciddi şekilde etkilenebildiğini söyleyen Seğmen, kızının yıllar boyunca oldukça ağır tedavilerden geçtiğini anlattı.
Üstelik Alya bu süreçte iki kez entübe edilmişti. Seğmen'in anlattığına göre 21 Şubat'ta başlayan uzun hastane sürecinin ardından 25 Mayıs'ta taburcu olan Alya, yaz aylarını annesiyle birlikte Çeşme'de geçirmişti. Anne kız, zorlu hastane günlerinin ardından birlikte vakit geçirme fırsatı bulmuştu. Ancak bu güzel günler ne yazık ki uzun sürmedi.
Sonraki rutin kontrollerden birinde Alya'nın virüs kaptığı belirlenmişti. Seğmen, kızının sol akciğerinin işlevini kaybettiğini ve yeniden solunum cihazına bağlanmak zorunda kaldığını anlattı. Tedavisi İzmir Şehir Hastanesi'nde devam eden Alya'nın sağlık durumu, yapılan müdahalelere rağmen ağırlaşmıştı. Röportajın en sarsıcı bölümlerinden biri ise Seğmen'in kızını yoğun bakımda son kez gördüğü anları anlattığı kısımdı.
Alya'nın gözlerindeki yorgunluğu fark ettiğini söyleyen Seğmen, odadan ayrılmasının hemen ardından kızının kalbinin durduğu haberini aldığını açıkladı. 'Gözümün içine öyle bir baktı ki, o yorgunluğu gördüm. Yoğun bakım odasından çıktım, bir adım yürüdüm, haberi geldi. Evladımın kalbi durmuş. Buraya kadarmış. Alya yaşamak istemedi. Ondan o bencilliği isteyemezdim. Bazen ne kadar savaşırsan savaş sonucu değiştiremiyorsun…” dedi.
