Eğilmez, finansal sistemin giderek karmaşık bir hal almasını Babil Kulesi örneğiyle açıkladı. Fonların içine başka fonlar, borçlanmalar, türev ürünler ve farklı finansal araçlar eklendikçe risklerin izini sürmek de zorlaşıyor. Yatırımcı, denetçi, derecelendirme kuruluşu ve fon yöneticisi aynı yapıya bakıp birbirinden farklı riskler görebiliyor. Eğilmez’e göre asıl tehlike, herkes kendi açısından doğru bir değerlendirme yaparken bütünün taşıdığı riskin gözden kaçması.
Yazıdaki en çarpıcı örneklerden biri “kobra etkisi” oldu. Delhi’de kobra sayısını azaltmak için ölü kobra getirene ödül verilmesi, insanların ödülü almak için kobra yetiştirmesine yol açmıştı. Uygulama kaldırılınca yetiştirilen yılanlar doğaya salındı ve sorun başlangıçtakinden de büyüdü.
Eğilmez bu hikâyeden yola çıkarak bir düzenlemeye yalnızca yasakladığı davranışlar açısından değil, teşvik ettiği davranışlar açısından da bakılması gerektiğini söyledi. Riski azaltmak için getirilen bir kuralın yeni bir risk alanı yaratabileceğini belirten ekonomiste göre “Kural var mı?” sorusu tek başına yeterli değil.
Eğilmez’in son örneği “devekuşu etkisi” oldu. Rahatsız edici bilgilerin görmezden gelinmesinin kurumsal düzeyde de yaşanabileceğini söyleyen ekonomist, İzlanda’yı örnek gösterdi. Ülkenin üç büyük bankası 2000’li yıllarda hızla büyümüş, 2007 sonunda toplam varlıkları ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık dokuz katına ulaşmıştı.
Bankacılık sistemindeki kırılganlıklara dair uyarılara rağmen gerekli önlemler alınamadı ve 2008 küresel finans krizinin ardından üç banka kısa sürede çöktü. Eğilmez bu tablodan şu sonucu çıkardı: “Finansal sistem büyürken denetim ve risk yönetimi kapasitesi de büyümelidir.”
Ekonomist, fon krizinin ardından yalnızca yaşananların nasıl gerçekleştiğine değil, risklerin neden daha önce fark edilmediğine de bakılması gerektiğini vurguladı. Hangi risklerin alındığı, bunların neden zamanında görülmediği, görüldüyse neden müdahale edilmediği ve mevcut denetim yapısının riskleri gerçekten sınırlayıp sınırlamadığı sorgulanmalı. Eğilmez yazısını şu tespitle noktaladı: “Sorun çoğu kez, kimsenin tehlikeyi görmemesi değildir.
Sorun, tehlike görüldüğünde herkesin başka tarafa bakmasıdır.”
