Bazı evlerde herkes sırayla konuşurken bazı ailelerde aynı anda birkaç kişinin konuşması, birbirinin sözünü kesmesi ve sesini yükseltmesi olağan kabul edilebiliyor. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, duyulabilmek ve konuşmaya katılabilmek için daha yüksek ses kullanması gerektiğini öğrenebiliyor.
Zaman içinde bu yöntem bir iletişim alışkanlığına dönüşebiliyor. Kişi artık gürültülü bir ortamda bulunmasa bile anlaşmazlık çıktığında çocuklukta işe yarayan yönteme geri dönebiliyor. Üstelik sesini yükselttiğinin veya bu davranışın karşı tarafta nasıl bir etki oluşturduğunun her zaman farkında olmayabiliyor.
Bu noktada ortak ihtiyaç çoğu zaman karşı tarafa hükmetmekten çok duyulmak ve anlaşılmak oluyor. Ancak ses yükseldikçe muhatap bunu saldırganlık olarak algılayabiliyor, konuşmadan uzaklaşabiliyor veya anlatılanlara kulaklarını abiliyor. Kişinin sesini yükseltmeden hemen önce hissettiği öfke, kaygı, hayal kırıklığı ya da görmezden gelinme duygusunu fark etmesi, alışkanlığın değiştirilebilmesi açısından önem taşıyor.
