Alucra Ekin Ve Kültür Festivali Ağustos'un ilk iki gününde yapıldı. Etkinliğin savsözü 4 Mevsim Alucra; Kültürü Yaşa, Doğayı Koru, Geleceği Birlikte Yaz'dı.Festival birden çok etkinliği barındıran yapısıyla ilginçti. Etkinliklerden biri de "Giresunlu Yazarlar Okurlarıyla Buluşuyor" du. Biz, bu kapsamda katıldık festivale.Saat altıda Görele Kemençe Evi'nde buluştum Nihat Öztürk'le. Onun aracıyla Tirebolu'ya geldik. Değerli ozan arkadaşımızı, Murat Bayrak'ı alarak Espiye'ye geçtik. Bizi Ozan, yazar arkadaşımız sevgili Hurşit Köse bekliyordu. Nihat'ın aracını Espiye'de bıraktık. Hurşit Köse'nin aracına bindik, Yağlıdere'ye yöneldik. Günün erken saatlerinde çevreyi gözleye gözleye, çevreyle ilgili konuşa konuşa güzel bir ortamda güzel bir yolculuk yapıyorduk. Bu yoldan Alucra'ya ilk kez gittiğim için çevreyle en çok ilgilenen bendim. Yıllardır adını duyduğum Kurtbeli'ni aşarak Alucraya ulaşacaktık. Ağaçlı, dönemeçli yolların sonuydu sanırım. Bir dönemecin solundaki çeşmede durduk. Elimize yüzümüze su vurduk. Severek içtik buz gibi sudan. Bir iki fotoğraf çektim. Çiçekli, çamlı fotoğraf. Bir iki fotoğraf çektirdim. Birinde Kurtbeli'ne doğru kolumu kaldırarak…ALUCRA EKİN VE KÜLTÜR FESTİVALİ ilk gününde Giresunlu yazarlar; gazeteci, yazar Yavuz KAYACIK'ın birikimli sunumuyla alandaki Alucralılara tanıtıldı. Yazarlar ad ad çağrılarak Alucralılara kendilerini tanıttı.1986, 1987 yıllarında, o yıllarda yeni açılan ALUCRA AKTEPE ORTAOKULU Türkçe öğretmeniydim. İki yıl Aktepe'nin, Alucra'nın sevgili öğrencilerine öğretmen, eğitimci, halkbilim araştırmacısı olarak yolgösterici olmaya çalıştım. Şimdi tam kırk yıl sonra gene Alucra'daydım. Alucralıların karşısındaydım. Onlara sesleniyordum. Kırk yıl öncenin otuzlu yaşlardaki öğretmeni olarak değil kırk yıl sonranın Giresunlu yazarı olarak, Öteki yazar arkadaşlarımı bilmem ama benim için Yavuz KAYACIK'ın yanında yaptığım konuşma bambaşka duygular taşıyordu…Çok kısa, özlü konuşmada kırk yıl önceyle kırk yıl sonrayı kaynaştırarak aktardım, duygulanarak…Konuşma tümceleri dışında Alucra'da bir de sesim kalsın düşüncesiyle konuşmamı AKTEPE ORTAOKULU öğrencilerden derlediğim türkünün ilk bölümüyle bitirdim:Harmanın o yanınaDolan gel bu yanınaKadınlar horanına Girelim kollarına Gel gel gel sevdiğim Gel gel gel amanYoğun bir cıbban… Alkış. Erinçle basamakları indim… Alkışın bana mı, türküyemi, sesime mi gönderildiğini kestirmeye çalışarak…Alucra etkinliğinde emeği olanlara sevgilerini, saygılarımı iletiyorum. Var olsunlar sağ olsunlar. Arif Dede'ye, Ekrem Ekşi'ye, Süleyman Baba'ya, daha nicelerine sevgiler, saygılar…Yavuz KAYACIK'a sevgiler, saygılar. Sunucu olarak da gazeteci yazar olarak da… Çok sağol sevgili Yavuz KAYACIK. Giresun GÜNDEM'de benim için yazdığın değerlendirme yazın için… Yıllardır yazdıklarımın boşa gitmediğini senin yazından öğrenmek mutlu etti beni… Yüreğine, düşüncelerine sağlık… Sağ ol. Çok sağ ol…ALUCRA etkinliğinin birkaç gün sonrası. Sevgili Mustafa ŞAHİN'in aracıyla Kurtbeli'ni, Alucra'yı, Aktepe'yi görmeye gittik. Mustafa, Fahri, ben… Kırk yıl önce çalıştığım şimdi yıkılmak üzere olan okula çıktık… Kırk yıl öncenin Muhtarı Rüstem HANCIOĞLU'nun konuğu olduk. Buz gibi ayranlarını içtik. Yemiş ağaçlarıyla dolu gölgeliklerini gezdik… Sağol Rüstem Hancıoğlu kırk yıl öncenin anılarını paylaştığın için…
ALUCRA EKİN VE KÜLTÜR FESTİVALİ
Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
