Arkeologlar dünyanın farklı bölgelerinde 4 bin 400’den fazla korunmuş insan beyni tespit etti. Bazı örneklerin yaklaşık 12 bin yıldır varlığını sürdürmesi, beynin ölümden sonra hızla bozulan organlardan biri olduğu düşünüldüğünde bilim insanlarını şaşırttı. Üstelik yüzlerce vakada kemiklerin çevresindeki diğer bütün yumuşak dokular ortadan kalkarken yalnızca beyin korunmuştu.
Özellikle gemi batıkları, nehir yatakları, göl kıyıları ve su basmış mağaralarda bulunan örneklerin ortak özelliği, ıslak ve oksijen bakımından fakir ortamlarda kalmalarıydı.
Oxford Üniversitesi’nden paleobiyolog Alexandra Seviour’un da aralarında bulunduğu araştırma ekibi, suyun normalde çürümeyi hızlandırmasına rağmen beyinleri nasıl koruyabildiğini anlamak için kontrollü bir deney hazırladı. Çalışmada kullanılan 72 fare ölüsü, içlerinde kuvars kumu bulunan ayrı cam kaplara yerleştirildi. Kaplar ıslak ve oksijenli, ıslak ve oksijensiz, kuru ve oksijenli, kuru ve oksijensiz olmak üzere dört farklı koşula ayrıldı.
Islaklık, eklenen su miktarıyla; oksijen düzeyi ise kapların açık bırakılması veya hava geçirmeyen contalarla ılmasıyla kontrol edildi.
Araştırmacılar her koşuldaki örnekleri 24 saat, 72 saat, bir hafta, altı hafta, üç ay ve altı ay sonra inceleyerek beyin dokusundaki değişimi takip etti. İlk aşamada dört ortamda da benzer bozulma belirtileri görülürken zaman ilerledikçe önemli farklılıklar ortaya çıktı. Oksijen bulunan hem kuru hem ıslak kaplardaki beyinler daha hızlı ve kapsamlı biçimde parçalandı. Islak ve oksijensiz ortamdaki dokulardaysa bozulma giderek yavaşladı ve deneyin ilerleyen aşamalarında neredeyse tamamen durdu.
