Facebook ve Instagram’ın çocukları ve gençleri platformlarda daha uzun süre tutmaya yönelik özelliklerle tasarlandığı, şirketin bu özelliklerin oluşturabileceği riskler konusunda yeterli önlem almadığı ve 13 yaşından küçük çocukların verilerinin korunması konusunda hukuka aykırı uygulamalarda bulunduğu iddiaları, ABD’de eyalet yönetimlerinin açtığı davaların merkezinde yer aldı. Davalar büyüdü, baskı arttı ve konu California’daki federal mahkemede görülen tarihi davaya kadar geldi.
Tam bu aşamada Meta, milyarlarca dolarlık bir uzlaşmayı kabul etti.
17 MİLYAR DOLARLIK FATURA
ABD’deki çok eyaletli anlaşma kapsamında Meta’nın yaklaşık 17,1 milyar dolara kadar ödeme yapması öngörülüyor. Reuters ise anlaşmanın değerini 16,68 milyar dolara kadar olarak bildirirken, diğer koşullara bağlı bölümleriyle toplam ekonomik yükün 18 milyar dolara yaklaşabileceği belirtiliyor.
Üstelik mesele yalnızca para değil. Yeni sistemin en dikkat çekici maddelerinden biri, 18 yaş altındaki kullanıcılar için getirilecek varsayılan günlük iki saatlik kullanım sınırı. Bu süre Facebook ve Instagram arasında ortak hesaplanacak.
Daha da dikkat çekici olan ise çocuğun bu sınırı kendi başına kaldırmasının mümkün olmaması. Yeni düzenlemeyle çocukların Facebook ve Instagram kullanımına gece saatlerinde de sınırlama getirilecek. Varsayılan sistem kapsamında 00.00 ile 06.00 arasında genç kullanıcıların platformlara erişimi engellenecek.
Bunun yanında okul saatlerinde bildirimlerin azaltılması ve çocukların sürekli ekran başında tutulmasını engelleyecek hatırlatmaların devreye alınması planlanıyor. Meta ayrıca çocukların platformlarda kesintisiz şekilde kaydırma yapmasını engellemek amacıyla belirli kullanım sürelerinin ardından uyarılar ve zorunlu molalar uygulayacak. Bazı düzenlemelerde 15 dakikalık sürekli kullanımın ardından ve toplam kullanım 60 ile 90 dakikaya ulaştığında hatırlatmalar yapılması öngörülüyor.
YAŞ DOĞRULAMA SİSTEMLERİ GÜÇLENDİRİLECEK
ABD’deki anlaşmanın bir başka önemli ayağı ise çocukların yaşlarının daha etkili biçimde doğrulanması. Amaç, özellikle 13 yaşın altındaki çocukların platformlara erişimini engellemek ve reşit olmayan kullanıcıların yaşlarına uygun olmayan içeriklerle karşılaşma riskini azaltmak. Meta ayrıca ebeveynlere daha fazla kontrol imkânı sağlayacak araçlar geliştirmeyi ve çocukların zararlı içeriklerle karşılaşmasını azaltacak yeni güvenlik mekanizmaları uygulamayı kabul ediyor.
PEKİ META NEDEN BU KADAR BÜYÜK BİR BEDELİ KABUL ETTİ?
Çünkü davanın riski yalnızca 17 milyar dolarlık bir uzlaşmadan ibaret değildi. Meta’nın mahkeme sürecinde kaybetmesi halinde karşılaşabileceği potansiyel tazminat yükünün 1,4 trilyon dolara kadar çıkabileceği hesaplanıyordu. Habertürk de Meta'nın kendi hesaplamalarına dayanarak olası toplam riskin 1,4 trilyon dolara kadar ulaşabileceğini aktardı.
Bu rakam teknoloji şirketi açısından başlı başına varoluşsal bir tehdit anlamına geliyordu. Dolayısıyla Meta, çok daha büyük bir hukuki ve finansal riskle karşı karşıya kalmamak için uzlaşma yolunu seçti. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken asıl nokta şu: ABD'de tartışmanın merkezinde teknoloji şirketinin ne kadar para ödeyeceğinden çok, çocukların nasıl korunacağı var.
DAVANIN ARKASINDAKİ İDDİALAR ÇOK AĞIRDI
ABD'deki davalarda Meta'nın platformlarını çocukları daha uzun süre içeride tutacak şekilde tasarladığı, genç kullanıcıların zihinsel ve fiziksel sağlığı üzerindeki risklerin yeterince dikkate alınmadığı ve çocuklara ait verilerin korunması konusunda hukuki yükümlülüklerin ihlal edildiği ileri sürüldü. California Başsavcılığı da davanın temelinde Meta'nın Instagram ve Facebook'ta çocukların ve gençlerin aşırı kullanımını teşvik eden özellikler geliştirdiği iddialarının bulunduğunu açıkladı.
Meta ise suçlamaları kabul etmiyor. Şirket, platformlarının çocukları bağımlı hale getirmek amacıyla tasarlanmadığını savunuyor ve çocuk güvenliği konusunda zaten çeşitli önlemler uyguladığını belirtiyor. Yani ortada hâlâ hukuki açıdan tartışılan iddialar bulunuyor.
Fakat ortaya çıkan sonuç son derece somut: Meta, çocuk güvenliği konusunda kapsamlı yeni tedbirleri kabul etmiş durumda.
ŞİMDİ ASIL SORU TÜRKİYE İÇİN
İşte burada Türkiye açısından son derece önemli bir soru ortaya çıkıyor. ABD'de eyaletler bir araya geliyor.
Bizim çocuklarımız daha mı değersiz? Türkiye'deki çocukların dijital dünyada korunmaya daha az mı ihtiyacı var? Elbette hayır.
Türk çocukları da en az dünyanın herhangi bir ülkesindeki çocuk kadar değerlidir.
TÜRKİYE'DE DE DÜZENLEME HAZIRLIĞI VAR
Öte yandan Kişisel Verileri Koruma Kurumu da TikTok, Instagram, Facebook, YouTube, X ve Discord hakkında çocukların kişisel verilerinin korunması ve dijital risklerden uzak tutulması amacıyla resen inceleme başlatmıştı. Yani Türkiye'de de konu artık devletin gündeminde.
Fakat ABD'deki son gelişme bize çok daha önemli bir noktayı gösteriyor: Sadece düzenleme yapmak yetmez. Düzenlemenin gerçek hayatta uygulanması, şirketlerin denetlenmesi ve ihlal halinde caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerekir.
TÜRKİYE'DE STANDARTLAR NEDEN AYNI OLMASIN?
Yaş doğrulama sistemleri zorunlu hale getirilebiliyorsa…
Ebeveynlere daha güçlü denetim mekanizmaları verilebiliyorsa… Türkiye'de neden aynı standartlar olmasın? Bizim çocuklarımız kıymetli ve değerli değil mi?
Elbette kıymetli. Hatta mesele yalnızca bugünün çocukları da değil. Bugün Instagram'da, TikTok'ta, YouTube'da veya başka bir dijital platformda saatlerini geçiren çocuklar, yarının Türkiye'sini oluşturacak.
Onların dikkatinin, zamanının, mahremiyetinin ve ruhsal gelişiminin korunması yalnızca bir teknoloji meselesi değildir. Bu, doğrudan doğruya milli bir gelecek meselesidir. İşte bu nedenle devletin görevi yalnızca teknolojiyi takip etmek değil, çocuğu teknolojinin oluşturabileceği risklere karşı korumaktır.
ABD'DEKİ ANLAŞMA TÜM DÜNYAYA MESAJ VERİYOR
“Çocuklarınızı koruyun.” denilmiyor. Bunun yerine: “Çocukları koruyacak sistemi kur. Yaşını doğrula.
Kullanımını sınırla. Gece erişimini engelle. Ebeveyne kontrol ver.
Zararlı içerikle mücadele et. Bunları yapmazsan bedelini ödersin.” deniliyor. İşte gerçek caydırıcılık tam olarak budur.
TÜRKİYE İÇİN DE EMSAL OLMALI
Türkiye'nin kendi şartlarına uygun, güçlü ve uygulanabilir bir çocuk güvenliği sistemi kurması gerekiyor. 15 yaş altına ilişkin hazırlanan düzenlemeler önemli bir başlangıç olabilir. Ancak bunun yanında yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü, gece kullanımına ilişkin tedbirler, algoritmik şeffaflık, zararlı içeriklerin hızlı biçimde kaldırılması, çocukların kişisel verilerinin korunması ve şirketlerin ihlallerden sorumlu tutulması gibi başlıkların da güçlü biçimde ele alınması gerekiyor.
Çünkü mesele Facebook veya Instagram meselesi değildir. Mesele teknoloji de değildir. Mesele çocuklarımızdır.
Ve çocuklarımız söz konusu olduğunda ekonomik çıkarların, şirketlerin büyüme hedeflerinin ve algoritmaların önüne geçmesi gereken tek bir şey vardır: Çocuğun üstün yararı. ABD'nin Meta karşısında attığı son adım bu açıdan Türkiye için de ciddi bir uyarı niteliğinde. Şimdi Türkiye'nin önünde çok net bir tercih bulunuyor: Ya dünyanın attığı adımları geriden takip edeceğiz…
Ya da kendi çocuklarımızın güvenliği için daha güçlü, daha kararlı ve daha caydırıcı standartları kendimiz oluşturacağız. Çünkü unutulmamalıdır: Bu ülkenin çocukları sadece bugünün kullanıcıları değil, yarının Türkiye'sidir. Ve yarının Türkiye'si algoritmaların insafına bırakılamayacak kadar değerlidir.
