Bugüne kadar uzmanlar, bu davranışın temelinde kişinin öfke, kaygı veya üzüntü gibi zorlayıcı duygularla başa çıkma çabasının yattığına inanıyordu. Ancak gerçek zamanlı verilerle yapılan yeni incelemeler, can sıkıntısı ve yorgunluğun saç koparma krizlerini tetiklemede çok daha büyük bir rol oynadığını gösteriyor.
Araştırmacılar, bu çarpıcı sonuca ulaşmak için trikotillomanisi olan 61 yetişkini on gün boyunca cep telefonları üzerinden takip etti. Katılımcılara günün sonunda neler hissettiklerini sormak yerine, akıllı telefonlara gönderilen anlık bildirimlerle o anki ruh hallerini ve saç koparma dürtülerini kaydetmeleri istendi. Toplanan 2.500'den fazla anlık değerlendirme, insanların özellikle enerjilerinin düştüğü, aşırı düşündükleri veya sadece sıkıldıkları anlarda saçlarını koparmaya çok daha meyilli olduklarını kanıtladı.
Mutlu ve olumlu hissedilen anlarda ise bu dürtünün belirgin şekilde azaldığı görüldü.
Tarihsel olarak bakıldığında, kişinin kendi saçını veya tüylerini yolması yeni bir durum değil. Milattan önce Hipokrat ve Aristoteles'in bile kayıtlarına geçen bu rahatsızlık, günümüzde her yüz kişiden bir veya ikisinde görülüyor ve genellikle depresyon, anksiyete, OKB gibi diğer psikolojik durumlarla birlikte seyrediyor. Uzun yıllardır bu eylemin, kişiye geçici bir rahatlama sağladığı için duygusal bir savunma mekanizması olduğu düşünülüyordu.
Ancak elde edilen yeni bulgular, tekrarlayan bu tür bedensel alışkanlıkların beynin kendini uyarma çabası olabileceğine işaret ediyor. Başka bir deyişle, kişi fiziksel veya zihinsel olarak yeterince uyarılmadığında, yani canı sıkıldığında, vücut bu boşluğu saç kopararak doldurmaya çalışıyor. Uzmanlar, az sayıda katılımcıyla yapılması gibi bazı kısıtlamaları olsa da, bu araştırmanın tedavi yöntemlerini baştan aşağı değiştirebileceğini belirtiyor.
Zira hastaları iyileştirebilmek için sadece onların stres seviyelerine odaklanmak yerine; gün içindeki yorgunluk, can sıkıntısı ve çevresel faktörleri de dikkate alan yeni nesil terapilere ihtiyaç var.
