Fındık, Giresun ekonomisi için çok önemlidir. Giresun ekonomisinden öte ülkemiz ekonomisi için net ihraç gelirine olanak sağlayan bir ürün olarak önemini korumaktadır. 1980 yıllarının öncesinde toplam ihracatın % 13-14'üne karşılık düşen bir ihraç geliri payına sahiptir.
Deyim yerindeyse 1980 öncesinde tek başına ülkemizin enerji giderlerini karşılayan önemdedir. O dönemin deyimiyle “70 sente muhtacız” sıkıntısını gideremiyor olsa da azalttığı bilinmektedir. 1935'lerden 2000 yılına değin Giresunlu fındık üreticisinin tek geçim kaynağıdır.
İnsanlar, bir yıl boyunca bahçesinde çalışarak fındık üretip satarak, hem il ekonomisine, hem de ülke ekonomisine yüksek meblağlı net katkı sağlamaktadır. 2000 yılında Kemal Derviş düzeniyle fındık ekonomisi bozulmuştur. Fındık üretimi, halkın geçimine katkı sağlayamaz duruma düştüğü gibi il ve ülke ekonomisine de katkı sağlayamaz duruma gelmiştir.
Gerek fındık üretiminin ve üreticilerinin, gerekse Fiskobirlik'in yüz yıllık tarihi, hem iktisadi, hem de sosyal açıdan incelenmesi gerekli ve zorunludur. Neden?***2025 yılı üretimini gerçekleştirdikten sonra 2026 yılı için hazırlık yapmaya başladık. Son bir yıllık süreci kısaca anlatmaya çalışacağım: Bu süre içinde kendi imkânlarımızla bahçe bakımını yapmaya çalıştık.
Yapraktan bitki besleme ürünü kullandık. Bir yıl içinde dört kez tekrarladık. Mayıs ayının son günlerinde işçi aracılığıyla makineli olarak ot kesimi gerçekleştirdik.
Gündeliğinin yanında benzin, motor yağı, misina gibi giderlerimiz oldu. Hatta motor tamiri giderlerimiz de azımsanmayacak meblağlara ulaştı. Yağmur çok yağdığı için zorunlu olarak Mayıs ayında ot kesimi yaptığımızla kalmadık.
Temmuz ayının son günlerinde bizzat motorlu tırpan ile ot kesimini gerçekleştirdik. Yetemediğimizde yine dışarıdan hizmet aldık. Doğal olarak ot biçmeye yönelik giderlerimiz tekrarlandı.
Şimdi, kendimiz fındık topluyoruz. Dışarıdan hizmet almıyoruz. Fındık toplama, kurutma, patoza verme, seçme, ayıklama işinin Ağustos ayı sonuna değin süreceğini öngörüyoruz.
Dışarıdan alınan hizmetler dâhil, bir yıl içinde bizzat yaptığımız işçilik 70 yevmiden az değil. Ot biçme işçiliğinin masrafı hariç 7.000 Liradan, toplama işçiliğinin 2.500 Liradan az olmadığı dikkate alındığında elde edeceğimiz fındık geliri, toplam giderimizin yarısını bile karşılamamaktadır. Toprağa atılan gübre kullanmadık ama bahçeye toprak gübresi atmış olsaydık gelirimiz ile giderimiz arasındaki oransal ilişki değişmeyecekti.
Bahçemiz sahil bandında olduğundan bu yıl verim az olduğu için giderlerimizi karşılamayacağını öngörüyorduk. Bu öngörümüzün, gerçekleşeceği açıktır. Öngörümüzün dayanağı TMO'nun açıkladığı fiyattır.
TMO'nun açıkladığı fiyat üzerinden gelir, gider ilişkisini anlattım. Bugün itibariyle piyasada fındığın 180-200 Lira bandında satın alındığını dikkate aldığımızda giderimizin, gelirimizin iki katına çıkacağını söylemek abartı olmaz. İşte bu şartlar altında iken kamu otoritesi nı” hiçbir biçimde kabullenemiyorum.
Üretici aptal değildir. Geri zekâlı hiç değildir. İnsanlar, kâr elde edemeyeceği işi yapmaz.
Bilinçli bir politika değilse fındık üreticisi bahçeye girmesin isteniyor diye düşünüyorum. Ticaret ve sanayi sektörünün her hangi bir alanında kâr elde edilmeyen bir iş yapılmaz. Kâr elde edilmeyeceği anlaşıldığında iş değişikliği, ma gibi çözümler üretilir.
Aynı zamanda sanayici ve ticaret erbabı ürünlerinin satış fiyatını belirler.Buna karşılık fındık üreticisi başta olmak üzere tüm tarımsal üretimle uğraşanların satış fiyat belirlemesi mümkün değildir. Sanayici fabrikasını satarak zarardan kurtulmaya çalışırken tarımsal üretimleri yapanın üretimden vazgeçerek, arazini satarak, zarardan kurtulması mümkün değildir. Bahçenin sermaye değeri, üreticinin emeği, “vazgeçiyorum, satıyorum” denilemeyecek bir kadar önemlidir.
Üretim teşvik edilmediğinde batacak olan yalnızca üretici değildir, fındık alım satımı yapan herkes, fındık kırıcısı ve ihracatçısı herkes zarar edecektir. Hatta yok olup gideceklerdir. Yalnızca yurt dışından gelenlerin umurunda olmaz.
Onun için kamu otoritesi ile fındık ticareti yapanların yabancı tekelin ağzı ile konuşmak yerine akıllarını başlarına toplaması gerekir. İşbirliği yapma konusunda tercihlerini, doğru kullanmak zorundadır. *** Özellikle ihracat örgütleri temsilcileri, üreticilere yönelik olarak aşağılama sözcükleri kullanarak akıllı olun, aptal olmayın demekten vazgeçmelidir.
Kendilerine küçük bir önerim var: Aptal olmayın, yabancı tekel ile işbirliğinden vazgeçin, üreticiyle işbirliği yapın, üreticinin kazanmasını sağlayın. Fındık ticareti ile uğraşanlar ve kamu otoritesi Fiskobirlik'i ayağa kaldıracak önlemler almak, düzenlemeler yapmak zorundadır. Bunun için fındık üretim tarihi ve Fiskobirlik'in tarihi analiz edilerek işe başlanmalıdır.
Ne dersiniz?
