Eserin merkezinde, Mehmet Özgün ve eşi Özge Özgün’ün 2017 yılından bu yana iletişimde olduklarını belirttikleri Müslüman cin Labnas bulunuyor. Labnas’ın aktardığı bilgilerden hareketle hazırlanan kitapta, görünmeyen âleme dair yerleşik kabuller sorgulanıyor. ÜÇ KİTAP, ÜÇ FARKLI KAPI Serinin ilk kitabı “Şeytan Üçgeni”, cinlerin neye benzedikleri, nerelerde yaşadıkları, nasıl beslendikleri ve şeytanların insanlar üzerindeki etkileri gibi bilgi ağırlıklı konulara odaklandı.
İkinci kitap “Ben… L”de ise Mehmet Özgün, eşi Özge Özgün ve Müslüman cin dostları arasında yaşandığı belirtilen sıra dışı olaylar anlatıldı. “Müslüman Cinler” ise ilk iki kitapta açılan kapıyı çok daha geniş bir dünyaya dönüştürüyor. Eser, cinlerin yalnızca yaşam biçimlerini değil; toplumsal düzenlerini, inanç mücadelelerini, ibadetlerini ve insanlığa yönelik mesajlarını da konu ediniyor.
BİLİNENLERİ SORGULUYOR Kitap, cinleri yalnızca korku, musallat ve büyü kavramlarıyla ilişkilendiren yaygın anlayışa karşı çıkıyor. İnsanlarda olduğu gibi cinler arasında da farklı karakterlere, düşüncelere ve inançlara sahip toplulukların bulunduğunu anlatıyor. Eserde şu sorulara cevap aranıyor: Cinler gerçekten ateşten mi yaratıldı?
Cinler insanlardan önce dünyada mıydı? Cinlerin milletleri ve devletleri var mı? Müslüman cinler nasıl ibadet ediyor?
İnsanlar ve cinler aynı dünyada nasıl yaşıyor? Cinler uzaylı olarak algılanmış olabilir mi? Büyü, muska ve gizli ilimler İslam’ın neresinde duruyor?
Yaratılış ve evrim, insanın halifeliği, İblis’in konumu, paralel dünyalar, şefaat, mezhepler, hadislerin dindeki yeri ve Kur’an’ın merkezi konumu da kitabın dikkat çeken başlıkları arasında bulunuyor. “KORKUTMAK İÇİN DEĞİL, SORGULATMAK İÇİN YAZDIM” Mehmet Özgün, kitabın amacını şu sözlerle açıklıyor: “Cinler hakkında anlatılanların büyük bir bölümü korku, hurafe ve ticaret üzerine kurulmuş durumda.
Bu kitabı insanları korkutmak için değil, görünmeyen âlem hakkında bildiklerimizi yeniden sorgulatmak için yazdım. Okurun aktarılan her bilgiyi Kur’an’ın ölçüsüyle değerlendirmesini istiyorum.”
