Toplumların geleceği yalnızca kurumlarının kalitesine bağlı değildir. O kurumları kuran, kullanan, savunan ve gerektiğinde değiştiren insanların niteliğine de bağlıdır. Demokrasi demokrat insan, adalet adil insan, özgürlük sorumluluk sahibi insan, teknoloji ise etik insan ister.
Bu nedenle geleceğin eğitim sisteminin temel sorusu artık yalnızca “Çocuklarımızı geleceğe nasıl hazırlayacağız?” olmamalıdır. Daha büyük soru şudur: “Çocuklarımızın daha iyi bir gelecek kurabilecek insanlar olmalarına nasıl yardım edeceğiz?”
Demokratik kurumların yaşayabilmesi için yalnızca iyi yasalar değil; muhakeme edebilen, farklılıklarla yaşayabilen, gücü sorgulayabilen, ortak iyiliği önemseyen ve kendisini toplumsal yaşamın öznesi olarak gören insanlara ihtiyacımız var.
Eğitim sistemlerini yalnızca sınav başarısı, diploma ve ekonomik rekabet için tasarlarsak daha becerikli insanlar yetiştirebiliriz. Fakat bu, daha iyi bir toplum kuracağımız anlamına gelmez.
Bunun için bilgiden daha fazlasına ihtiyacımız var: muhakemeye, vicdana, sorumluluğa, dayanışmaya, katılıma ve bilgeliğe.
Belki de 21. yüzyıl eğitiminin en büyük meselesi çocukların ne kadar bildikleri değil, bildikleriyle nasıl bir dünya kuracaklarıdır.
Bilgi + Muhakeme + Özgürlük + Sorumluluk + Katılım + Ortak İyilik = Bilgelik
