Nasıl bir öfkedir, acıdır, hayal kırıklığıdır içimde… Ve nasıl bir intikam duygusunun kaynağıdır? Bilemezsiniz.
Anlatamam. *** Birden bire aklıma düştü bugün. Chp'nin darmaduman olduğu, Yeni Parti'nin savrulduğu "mühim" bir konu var gündemde malumunuz.
Acı bir tebessümle bu iki partinin hallarını gazeteden okur iken… Geçmişe gitmişim… *** Gelin koluma girin.
Sizleri de götüreyim 2014 yılına. Yaşayan tanıklardan gelen bilgi ışığında, Giresun Taşbaşı Parkı'nda bulunan bir ağacın Atatürk'ün armağanı olduğunu saptamıştım. Dönemin ADD il başkanıydım.
Yaşını başını almış, üstelik asil bir soyadı da taşıyan hanımefendilerin yalan söyleyecek ne zorları olsun dedim? Yönetim kurulunu topladım. Hemen, o ağacı ''Cumhuriyet Ağacı" ilan ettik.
Bu duyumu, ağacın önüne diktiğimiz bir tabela ile kendimizce tescilledik. Allah'ın tesadüfü işte; ağacı çevreleyen 6 tane oturma bankı var idi. Arkalarına cumhuriyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik, laiklik, milliyetçilik plaketleri çaktırdık.
Sonuçta, salt bir siyasal partinin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilkeleriydi bunlar. Bana ne siyasetten? Unutamam, bu işlerimizi halleden hiç tanımadığım genç marangoz çocuk, para kabul etmemişti; -''Başkanım, Atatürk'ten para mı alınır?'' diyip.
*** Giresun Belediyesi, Chp'deydi. Park, sanırım belediyemizin tapusundaydı. Çok sürmedi, bir sabah ağacımıza sarılmaya gittim yine.
Baktım Cumhuriyet Ağacı tabelası yok???? Koştum hemen banklarımıza, baktım plaketler yok???? *** Bilir misiniz; Atatürk'ü sevmeyenlerden asla kuşkulanmadım.
Şerefsizin, şizofrenin, meczubun önde gideni her kim veya kimlerse içimizdeydi. Bu Gürsel Ekmekçi çok oluyordu……. Dertleri buydu.
*** Koruyamadık ağacımızı. Zaten bir grup insan, inanmadılar, o ağacın Ata'mızdan yadigar olduğuna.. -''Yahu, işte koskoca bi teyzemiz beni davet ederek ağlaya ağlaya konuşma yapıp anlattı, ilkokuldaymış bu ağaç geldiğinde Giresun'a, kadıncaaz neden palavra atsın'' diyebildim sadece bunlara.
Dertleri bendim, ben!!! Allah'ın belası herifler. Bana inat, Atatürk'ü bile sattılar.
*** Nasıl bir öfkedir, acıdır, hayal kırıklığıdır içimde… Ve nasıl bir intikam duygusunun kaynağıdır? Bilemezsiniz.
Anlatamam. *** Kim bilir, kaç şehirde, kaç vatanseverin, Mustafa Kemal'in kaç evladının yolunu kestiler böyle. Gelinen durum ortada.
Bakın, görün, işte bugün. Müstahaktır. *** Zaman içinde Taşbaşı Parkı'nın kendisi bile kullanılamaz duruma düştü…
Bakımsız, masasız, sandalyesiz, havuzsuz, dondurmasız, insansız kaldı. Ama sonuçta o ağaç orada duruyo hâlâ. Ata'mın yadigarı…
Denize atmış olayım ben; balık bilmezse Allah'ım bilir. *** Gün gelir devran döner. Sizce…
Ben… Bu defteri madan canımı verir miyim?
