Biliyorsunuz, 2026 yılı ürününü hasat ettik. Ancak, yağmurların sürekli yağması nedeniyle fındığın toplanması ve kurutulması uzun süreler aldı. Yakın zamana kadar yüksek kesimlerde toplama ve kurutma işlemlerinin sürdüğüne ilişkin duyumlar alıyorduk.
Aralıklı da olsa 2006 yılından itibaren TMO fındık alımı yapmaktadır. Bu kuruluşun uzmanlık alanı hububat, bakliyat ve haşhaş olmasına karşın fındık ve kuru üzüm gibi geleneksel ihraç ürünlerini almaya başlamıştır. Bir alım fiyatı açıklanmasına karşın destekleme alımı görevi verilmemektedir.
Bu çelişkiyi ortaya koymalıyız. 2000 yılının öncesinde daha doğrusu 09.12.1999 tarihli niyet mektubundan önceki dönemde Fiskobirlik, destekleme alımı yapıyordu. Bakanlar Kurulu kararıyla görevlendiriliyordu.
Açıklanan fiyat taban fiyat olarak kamuoyuna açıklanıyordu. Üretici de bu fiyat üzerinden ürününü Fiskobirlik'e satıyordu. Destekleme alımı kararnamelerine konu olan fiyat, serbest piyasadaki fiyatın da aynı olmasını sağlıyordu.
Kaldı ki, Fiskobirlik, rekoltenin tümüne yakınını alıyordu. Fiskobirlik'in fındık alımı yapmasının diğer ve en önemli ayağı fındığı ihraç etmesiydi. Bu yönü ile bir ihraç kuruluşu olarak öne çıkıyordu.
TMO'nun açıklanan fındık fiyatı ile alım yaptığı bir gerçekliktir. Ancak, en önemli eksikliği doğrudan ihraç yapmamasıdır. Yaptığı işlemin fındık ticareti ile ilgilenen şirketlerin finansman sorununu gidermek, onlara depoculuk yapmak, ihtiyaçları olduğunda ihtiyaçları kadarını satma işlevini yerine getirmektedir.
Bu yönü ile TMO'nun üreticinin yanında olmadığını, işleyen, satan ve ihraç edenlerin yanında durduğunu vurgulamalıyım. Bu nedenle fındık alırken üreticiye karşı nesnel bir bakış açısına sahip değildir. *** Nihayetinde, yirmi yıldır yapmadığım bir işi yaparak bu sene fındığımızı, TMO'ya vermek zorunda kaldım.
Çünkü serbest piyasa ile açıklanan fiyat arasında fark çok yüksekti. Serbest piyasada fındık, açıklanan fiyatın yaklaşık % 30 daha altında idi. Fiskobirlik de serbest piyasa fiyatlarına yakın bir bedelle aldığı için elimizde tek seçenek olarak TMO kalmıştı.
TMO'ya fındık verme işlemlerini ve alım merkezindeki gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım. Sistem üzerinden 23 Ekim de teslim için randevu aldım. Sabahın yedisinde depo önündeydim.
Güvenlik görevlisinin sırayı kaydettiğini söylediler. Güvenlik kulübesindeki görevliye adımı ve aracımın plakasını verdim ve beklemeye başladım. Bu arada üreticilerin bazılarının bir gün önceden, akşamdan bizzat gelerek veya telefonla arayarak isimlerini sıraya yazdırdığını öğrendim.
Bu yüzden sabahın yedisinde gelmeme karşın işlemlerim bitişi saat 15'i buldu. Sıra yazımı konusunda adaletsizliği yaşayarak uzun bir süre beklemek zorunda kaldım. Sabahın yedisinden 8,30'da hiçbir hareket olmadı.
Bu saatten itibaren güvenlik görevlisi 6 araçlık bir isim okuyarak, plakayı kontrol ederek içeri almaya başladı. Alım merkezinin önünde insanları yağmurdan ve güneşten koruyan TMO'nun 2, Belediyenin 1 çadırı ve sandalyeler vardı. Kapı önündeki kalabalık çok yoğundu.
Salaş bir çadırda çay, simit gibi içecek, yiyecek satan bir genç vardı. Aralıklarla insanların isimleri okunarak üçer, beşer içeri alınıyordu. 12 gibi içeri girebildim.
Girdikten sonra bir numuneci gelerek tüm çuvallardan sondaj aleti ile numune aldı. Bundan sonra tüm çalışanlar öğle tatiline girdikleri için işlemler durdu. Öğleden sonra numuneler üzerinden randıman analizi yapıldı.
Analiz odasına ürününü teslim edecek üretici girebiliyordu. Gözümün önünde randımana bakıldı. Genel olarak bu yıl randımanın düşük olduğunu biliyorduk.
Çürük de çıkıyordu. Ama bu analizi yapan görevlinin çok titiz davrandığı, kılı kırk yardığını söylemeliyim. Randımandan sonra ürünü teslim edeceğime ilişkin beyan alındıktan sonra kantarlara gittim.
İlk önce tombul fındığı, sonra kara ve sivri fındığı teslim ettim. Kara ve sivri fındığı ayrı ayrı çuvallarda getirmeme karşın birlikte numune alındı ve randımanına bakıldı, aynı depoya döküldü. Bu işlemin Giresun kalite, levant kalite diye tanımlanarak yapılmasının doğru olmadığın ifade etmeliyim.
Giresun ilinde levant kalite fındık tanımlaması olamaz. Fiskobirlik de olduğu gibi tombul, kara ve sivri ayrımı olmalıydı. Numuneci, randımancı ve kantar görevlilerinin ayrı kişiler olmasını olumlu bulduğumu söylemeliyim.
Fiskobilik'de olduğu gibi şahit numune de ayrıldı. Fındık tesliminden sonra akşam üzeri, internet üzerinden ağırlık, randıman, çürük, fire ve benzeri bilgiler geldi. Analiz aşamasında fire ile ilgili gözümün önünde hiçbir tespit yapılmadığı halde her iki ürünüme de % 5 oranında fire yazılmış olduğunu gördüm.
Tamamıyla kuru olan fındığımın 5 fire tanımlanmasına şaşırdığımı söylemeliyim. Randıman analizinin gözümüzün önünde olmamasına karşın çok katı bir tutumla yapılmasının yanında şeffaf olmayan bir biçimde ve olduğundan çok yüksek fire oranı belirlenmesini, TMO'nun üreticinin yanında olmayan bir yaklaşımı olduğunu söylemeliyim. 2000 öncesindeki Fiskobirlik'in yaklaşımı ile bugünkü TMO'nun yaklaşımı arasında 180 derece fark var.
Fiskobirlik, Bulancak ilçesinde çok sayıda alım merkezinde sabahın yedisinden itibaren alım yapıyordu. Öğle tatili vermeden alımlar gerçekleşiyordu. Randıman analizini ürün sahibinin dışında başka üreticilerde izleyebiliyordu.
Fire konusunda eksper, aletsiz olarak, elle muayene yapmasına karşın üretici ile mutabakat sağlıyordu. Özetle, tüm üreticilere 2000 öncesi Fiskobirlik ile TMO'nun alım politikası arasında farklılığı anımsatmak isterim. Bir sözüm de Bulancak Ziraat Odasına olacak: Alım merkezinin önünde yoklar.
Üreticiden aidat almak için girişim yapmak yerine randevusu gelen üreticileri uyarmaları gerekirdi. Adaletli teslimi sağlamak üzere randevu ve sıra alımı konusunda önceden bildirim yapabilirlerdi. Bir çayın 20 lira olduğu yerde ücretsiz çay verilmesini sağlayabilirlerdi.
Yiyecek ve içecek olmadığı gibi tuvalet ihtiyacını karşılayabilecek olanaklar olmadığı için Belediye, TMO ve OSB yönetimi ile işbirliği yaparak bu tür ihtiyaçların giderilmesini sağlayabilirdi. *** Ben dâhil tüm üreticiler, Fiskobirlik'in neden çökertildiğini, kararnameli destekleme alımından neden vazgeçildiğini, TMO'nun neden alıcı, aracı ve ihracatçıya depoculuk yaptığını, ürün alımında cins, randıman ve fire yöntemlerini sorgulamadığı sürece sömürünün güçlenerek süreceğini bilmelidir.
