“Yakışıklı sosyalist” tanımı boşuna dolaşıma girmedi. Geçen aylarda benim ekranıma yansıyan bir videosunda İspanyol bir teyzenin 'Zayıfsın, az yiyorsun, yemek ye.' diye tembihte bulunması beynimde İspanya Türkiye kilometre mesafesini sıfıra indirmişti! Sevgi dilimizin bile benzediği yerler vardı!
4. Peki, İspanyollar neden bizim kadar heyecanlanmıyor?
Önce küçük ama önemli bir ayrım yapalım: İspanyolların Sánchez’i sevmediğini söylemek de doğru olmaz.
Ekim 2026 tarihli bir araştırmada Sánchez, siyasi liderler arasında en yüksek ortalama değerlendirmeyi aldı. Notu 10 üzerinden 4,42’ydi. Aynı araştırmada katılımcıların yüzde 66’sı Sánchez’e az ya da hiç güvenmediğini belirtti.
Yani karşımızda çok ilginç bir tablo var.
Bir yandan ülkedeki siyasi liderler arasında en yüksek ortalama puanı alan bir isim var. Diğer yandan ona güvenmediğini söyleyen insanların oranı oldukça yüksek.
Demek ki mesele “İspanyollar Sánchez’i sevmiyor” kadar basit değil.
Mesele, Sánchez’in Türkiye’de gördüğü sempatiyle İspanya’da yarattığı siyasi tartışmanın aynı şey olmaması.
Türkiye’de onun uluslararası açıklamalarını izliyoruz. İspanyollar ise aynı zamanda kendi hayatlarına dokunan kararlarını değerlendiriyor. Kira fiyatlarını, vergileri, iş hayatını, göç tartışmalarını, siyasi ittifakları, meclisteki tartışmaları… Bir başbakanı uzaktan takdir etmekle onun yönettiği ülkede yaşamak arasında kocaman bir fark var.
5. Madrid’in tam kalbinde bir başka hikâye yaşanıyor
Şimdi gelelim en güncel şehir fotoğrafına: Puerta del Sol. Madrid’in merkezindeki o meşhur meydan…
Turistlerin fotoğraf çekildiği, insanların buluştuğu, şehrin hareketinin hiç eksilmediği yer. Meydanda binden fazla çadırın bulunduğu bir barınma protestosu devam ediyor. Eylem, 26 Eylül’de Maricarmen Abascal’ın evinden tahliye edilmesinin ardından düzenlenen konut protestosuyla başladı. Eylemciler, barınma krizine çözüm bulunmasını istiyor.
Sánchez’in televizyon programında başarılı bir iletişim kurması, İspanya’daki barınma sorununun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Sol’de çadırların bulunması da ülkedeki herkesin Sánchez’e karşı olduğu anlamına gelmiyor.
Ama ikisi birlikte bize bir şey anlatıyor: Bir ülkenin hikâyesi, liderinin en çok izlenen görüntüsünden ibaret değil.
Türkiye’deyken İspanya benim için çok sevdiğim bir kültürün, dilin, futbolun ve hayat hayalinin bir parçasıydı. Eylül ayında Madrid’de yaşamaya başlayınca o sevginin içine başka şeyler de girdi.
Sokaklar kadar gündem de girdi. Güneş kadar kira fiyatları da. Burada yaşayan insanların neye sevindiğini, neye öfkelendiğini, neden kaygılandığını da elbette anlamak istiyorum. Neticede şimdiki zamanı birlikte yaşıyoruz.
