1. Haberler
  2. Genel
  3. YEMEN'DE BİZE ARABULUCULUK YAKIŞIR

YEMEN'DE BİZE ARABULUCULUK YAKIŞIR

YEMEN'DE BİZE ARABULUCULUK YAKIŞIR
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

YEMEN'DE BİZE ARABULUCULUK YAKIŞIR
YEMEN'DE BİZE ARABULUCULUK YAKIŞIR
veya linki kopyala

Yemen-Suudî Arabistan ilişkileri oldukça gergin. Türkiye'nin Yemen'e askerî müdahalede bulunmasını arzulayanlar da var!Şimdi, eski deyimle “TEENNİ İLE” hareket etmek zamanıdır. Yemen'e yapılacak bir askerî müdahaleye katılmamızın uzun vâdeli neticeleri iyi düşünülmelidir.Yemen bizim elimize 538 yılında geçmiştir.

Her ne kadar, “Burası Huş'tur, yolu yokuştur, giden gelmiyor acep ne iştür” gibi hüzünlü Yemen türkülerimiz varsa da, Yemenliler I. Dünya Harbi'nde Türklere ihanet etmemiştir! Kuzey Yemen 1918 yılında bağımsızlığını ilân etmiştir.

Güney Yemen ise, 1967 tarihinde İngiltere'den bağımsızlığını kazanmış ve Marksist yapısıyla Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. 1990 yılında iki devlet Yemen Cumhuriyeti adıyla resmen birleşmiş ancak 1994 yılında iç savaş başlamıştır. Atatürk Döneminde Müslüman Devletlere Olan İlgiAtatürk, İstiklâl Harbi sırasında Irak ve Suriye ile çok yakından ilgilenmiş, bu iki devletle Federasyon ya da Konfederasyon şeklinde birleşmeyi düşünmüştür.

Ancak şartlar buna elvermemiştir. 8 Temmuz 1937'de Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ın katılımıyla Sâdâbat Paktı kurulmuştur. Arap Devletleriyle ilişkilere büyük önem verilmiştir.

Meselâ Türkiye'yi bir Irak Heyetinin ziyaret etmesi üzerine, Irak'a bir tiyatro grubu gönderilmesini istemiştir. Millî Eğitim Bakanı'nın devlete ait bir tiyatro olmadığını bildirmesi üzerine Atatürk, Ankara Halkevinde temsiller veren Raşit Rıza topluluğunun Irak'a gönderilmesini emretmiştir. Bu topluluğun Irak'ta verdiği temsiller halktan çok büyük ilgi görmüştür.

Yine, Ürdün Emiri Türkiye'yi ziyaretinde kendisi fevkalâde bir şekilde ağırlanmış, Ürdün emiri Amman'a döndüğünde Türkiye'ye, bir teşekkür mektubu göndermiştir.Ne var ki, İsmet Paşa'nın devri iktidarında Türkiye bütün ilgisini Batı'ya çevirmiştir! Hâlbuki bu coğrafyada yaklaşık 1300 yıllık bir Türk hâkimiyeti vardır. 750 yılında Emevî Devleti'ne son veren Türk Komutan Ebu Müslim Horasanî Abbasî Devleti'nin kuruluşunda da büyük rol oynamıştır.

Abbasî Halifesi Harun Reşid'in oğlu, annesi bir Türk olan Mutasım Türkler vasıtasıyla Abbasî Devletindeki Arap ve İranlı etkisinin kırılabileceğini gördüğünden, Türk bölgelerinden birlikler getirerek, 836 yılında Samarra şehrini kurmuş ve Türk birlikleriyle halifelik merkezini oraya taşımıştır. Mutasım'dan sonra oğlu Vasık yerine geçmiştir. Onun döneminde Türk emirleri askerî işlerin yanında idarî konularda da güç kazanmıştır.

Tulunoğlu Ahmet Bey Abbasîlerin Kahire vâlisi iken 868 yılında bağımsızlığını ilân etmiştir. Daha sonra Kahire ve Şam'da Ihşidiler (Akşitler) isimli Türk Devleti kurulmuştur. Diğer taraftan, Şam'da 1092-1117- Suriye Selçukluları, 1127 yılında İmadeddin Zengi tarafından Zengiler Devleti Mısır'da kurulmuştur.

Onun ölümüyle oğlu Nureddin Zengi devleti daha da büyütmüştür.1127-1250, Selâhaddin Eyyubi'nin kurduğu Eyyubiler Devleti (1171-1341), Memlükler (1250-1517) hep Türk devletleridir. Selâhaddin Eyyubi'ye Kürtler de sahip çıkmaktadırlar fakat, günümüzün en büyük tarihçisi Prof. Ahmet Taşağıl'ın belirttiğine göre Selâhaddin'in annesi soylu bir Türk hanedanındandır; babası ise Yemenli bir Arap aşiretindendir.

Ancak Selahaddin, Nureddin Zengi tarafındın Türk kültürü ile yetiştirilmiştir. 1517 tarihinden itibaren de bu coğrafya kesintisiz 1918 yılına kadar bir Türk Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir. Sonrası malum!

Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu parçalandıktan sonra da Araplara ve Müslüman ülkelere ilgisini sürdürmüştür. İnönü ise farklı bir siyaset tâkip etmiştir. Onun ilgisi tamamen Batıya yönelmiş; Türkiye âdeta Amerika'nın yörüngesine girmiştir!

İnönü'nün Yemen'le ilgili bir hâtırası var. Binbaşı İsmet Bey, 1911 yılında, Yemen Ordu Komutanlığına tâyin olunan Ahmet İzzet Paşa'nın Kurmay Heyetine dâhil edilerek Yemen'e gider. Trablusgarp Harbi ve Balkan Harbi sırasında buradadır.

Yemen'de iken, aşiretlerle ilgili sorunların çözülmesi için görüşmelerde bulunur. Bir keresinde, yine, önemli bir meselenin çözülmesi için, İmam Yahya'nın bulunduğu bölgeye gider. Bu arada, Yemen İmamı'nın adamlarının kaçırdığı, tüfekçi ustası bir Türk askeri, İnönü'ye ulaşmayı başarır ve kendisini buradan kurtarmasını ister.

İnönü, konuyu İmam'a iletir. Fakat İmam, böyle becerikli ustalara çok ihtiyacı olduğunu söyleyerek, askerimizi iade edemeyeceğini bildirir. İsmet Paşa'nın Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda, İmam Yahya, yine Yemen İmamı'dır ve Ankara'ya bir heyet gönderir.

Bu heyetin içinde, İnönü'nün Yemen'den tanıdığı bir şahıs da bulunmaktadır. İmam, bizden yardım istemektedir. İnönü, adamın taleplerine “Hayhay yaparız” der ve konuşma şöyle devam eder: “Size her yardımı yapalım, ama, adam veremem bir, para veremem iki” diye konuşur (Bizim notumuz: Geriye ne kaldı ki!)!

İmam Yahya'nın adamı, “Para veremezsiniz, peki. Fakat adam veremezsiniz, bunu anlamadım” deyince, İnönü, Yemen'de iken yaşadığı bu tüfekçi ustası Türk askerinin iade edilmemesi olayını anlatır (Toker Vakfı Yayını “Hâtıralar”, s. 73)!Şimdi burada soralım: Bu doğru bir tavır mıydı?

Yemen'e tabiî ki maddî yardım yapacak bir durumda değildik. Fakat bu yeni devletin kurumlarının oluşturulmasında; Yemen Ordusunun yetiştirilmesinde de mi yardımcı olamazdık? Atatürk yaşasaydı acaba nasıl hareket ederdi?

Biz eğer, Yemen'in arkasında dursaydık (ki Yemen I. Dünya Harbi'nde İngilizlerin tekliflerine karşı durarak, bizi arkadan vuran Mekke emiriyle birlikte olmamıştır), bugün, Arap coğrafyasında, Türkiye'ye dost bir Yemen olurdu!

Google Kaynak Tercihleri
Sıradan Aramaları Unut
Sadece senin için en değerli olan kaynaklarla akışı şekillendir.
YEMEN'DE BİZE ARABULUCULUK YAKIŞIR
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Şehrin Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Takip Et