Öğrencinin eksiklerini dile getiriyorsunuz, şikâyet ediliyorsunuz.
Sorumluluklarını yerine getirmediğini söylüyorsunuz, çocuğun psikolojisini bozmakla suçlanıyorsunuz.
Başarısızlığı konuşmak neredeyse yasak.
Çünkü artık bazı çevrelerde çocuğun başarısız olmasından daha büyük bir sorun var: Başarısız olduğunun söylenmesi!
Peki, çocukları gerçeklerden koruyarak onları hayata nasıl hazırlayacağız?
Okullar öğrenme merkezi mi, eğlence merkezi mi?
Bir başka mesele de okulların giderek öğrenmenin değil, çocukları sürekli mutlu etmenin beklendiği kurumlara dönüşmesi bana kalırsa. Yeni eğitim modeliyle birlikte oyun ve etkinliklerin ağırlığı daha da arttı. Elbette oyun öğrenmenin önemli bir parçası.
Ancak burada kritik bir ayrım var: Oyun öğrenmenin aracı mı, yoksa öğrenmenin yerine geçen bir gösteri mi? Öğretmen sürekli oyun tasarlıyor, materyal hazırlıyor, etkinlik düzenliyor. Çocuklar eğleniyor, sınıflar hareketleniyor, ortaya rengârenk görüntüler çıkıyor.
Ama kimse asıl soruyu yeterince sormuyor:
