Araştırmanın belki de en şaşırtıcı sonucu stresle ilgiliydi. Daha fazla endişe, kaygı ve stres bildiren katılımcılar daha az mutluydu ama hayatlarını daha anlamlı buluyordu. Sağlık, maddi rahatlık ve konfor ise mutlulukla bağlantılı çıkarken anlam duygusunu belirgin şekilde etkilemiyordu.
Bu, stresin kendisinin iyi olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmacılara göre anlamlı bir hayat çoğu zaman kendimizi aşan, zorlayıcı sorumluluklar üstlenmekten geçiyor. Bir çocuk büyütmek, hasta bir yakına bakmak ya da doğru bildiği bir mesleki kararın arkasında durmak, insanı yoran ama aynı zamanda büyüten deneyimler.
Kısacası cesaret, korkunun yokluğu değil. Korkarken de doğru bildiğiniz yönde ölçülü bir adım atabilmek, hayatı daha derin yaşamanın yollarından biri. Çalışmanın bu bağlantıları bir neden-sonuç ilişkisi olarak değil, birlikte görülen eğilimler olarak ortaya koyduğunu da not etmek gerek.
