

Hayır kardeşim.
Siz devrim falan yapmıyorsunuz.
Siz sadece sistemin para bastığı dönemin palyaçolarısınız.
Bugün sizi pohpohlayan prodüktörler, organizatörler, şirketler sizin sanatınızla ilgilenmiyor. Onların umurunda olan tek şey şu:
“Bu ürün daha kaç ay para getirir?”
Evet, ürün.
Çünkü artık insan değil, ürün pazarlanıyor.
Ruh değil, algoritma satılıyor.
Sanat değil, illüzyon pompalanıyor.
Ve sosyal medya bunun mezarlığına dönüştü.
İnsanlar artık yaşamıyor.
Yaşıyormuş gibi içerik üretiyor.
Cebinde son parası var ama Dubai story’si atıyor.
Evinde huzur yok ama “perfect life” editliyor.
Açlıktan ağzı kokuyor ama kiralık arabayla başarı videosu çekiyor.
Maslow’un ihtiyaçlar piramidi paramparça oldu.
Eskiden insanlar önce barınmaya, yemeye, hayatta kalmaya çalışırdı. Şimdi insanlar daha karnını doyuramadan “lüks hayat simülasyonu” oynuyor.
Çünkü bu çağ gerçekliği değil, vitrini ödüllendiriyor.
Ve ne acıdır ki gerçekten emek veren insanlar artık azınlıkta kaldı.
Hâlâ eski plakları dinleyenler…
Hâlâ çatallı, kusurlu ama insan sesi duymak isteyenler…
Hâlâ ter kokan stüdyoların değerini bilenler…
İşte onlar bu kültürel çürümenin içinde nefes almaya çalışan son insanlar.
Çünkü eskiden kusur vardı ama samimiyet de vardı.
Şimdi kusursuzluk var ama insan yok.
Dünya tersine döndü diyorlar ya…
Hayır.
Dünya artık gerçekle ilgilenmiyor.
Dünya; sahte olanın daha iyi pazarlandığı dev bir sirke dönüştü.
Ve galiba en korkuncu şu:
Artık insanlar hak edeni değil, daha iyi manipüle edeni alkışlıyor.
Maslow da tabutunda ters dönsün dursun.




