

‘Bazı suçlar karşısında kınama, öfke ve tepki göstermek elbette insani ve toplumsal olarak anlaşılır bir reflekstir ancak kullanılan dil her zaman beklediğimiz etkiyi üretmeyebilir. Özellikle ayrıntıyı büyüten, failin eylemini merkezine alan, dehşeti tekrar tekrar sahneleyen ya da “bakın ne kadar korkunç” derken istemeden o eylemi görünür ve çarpıcı hale getiren ifadeler, kimi kişiler için caydırıcı olmak yerine özendirici bir yankı da yaratabilir. Tepki bazen ahlaki bir sınır çizmek yerine, suç işlemeye eğilimli zihinlerde bir tür dikkat, güç, etki ya da ödül duygusuna dönüşebilir. Bu yüzden toplumsal duyarlılığı ifade ederken yalnızca ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Faili parlatmadan, suçu dramatize etmeden, mağduru ve toplumsal iyileşmeyi merkeze alan bir dil kurmak daha sağlıklı, daha sorumlu ve daha koruyucu bir iletişim biçimidir.’

